Bu haber kez okundu.

Durmayacağız, Gayret Edeceğiz, Çalışacağız

Yıldırım yaptığı konuşmada, bugün Okan Üniversitesi bünyesinde hizmet verecek 250 yatak kapasiteli bir hastanenin açılışını gerçekleştirdiklerini söyledi.

Hastanenin, 50 bin metrekare alana sahip, en ileri teknolojiyle donatılmış, kurumun Türkiye'deki sağlık atılımlarının yeni bir örneği olduğunu ifade eden Yıldırım, eserin önce üniversiteye, daha sonra da ilçeye ve tüm İstanbul'a hayırlı olmasını diledi.

Yıldırım, Kanuni Sultan Süleyman'ın "Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi / Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi / Saltanat dedikleri bir kuru cihan kavgası / Olmaya bahtı saadet dünyada vahdet gibi.." sözüne atıfta bulunarak, şöyle devam etti:

"Sağlık ve birlik; ikisi de ülkemiz için hayati öneme sahip. Sağlık olmadan hiçbir şey olmuyor ama 'sağlık olsun' demekle de sağlık olmuyor. Gereğini yapmak lazım. Sağlıkta son 14 yılda çok büyük değişim ve dönüşümü AK Parti iktidarları, hükümetleri ile gerçekleştirdik. Bizim yaptığımız sağlıktaki dönüşüm, bugün gelişmiş ülkelerin bir çoğunda yok. Amerika, Obama yönetimi 10 yıl uğraştı sağlıkta dönüşüm programını gerçekleştiremedi. 50 milyona yakın Amerika'daki insan, temel sağlık güvencesinden mahrum. Ama Türkiye'de genel sağlık sigortası tüm vatandaşlarımızı kapsıyor, herkes temel sağlık hizmetlerinden hakkıyla yararlanıyor."

"BAŞTA SİGARA OLMAK ÜZERE KÖTÜ ALIŞKANLIKLARINIZA SON VERİN"

Başbakan Yıldırım, Dünya KOAH Gününe işaret ederek, "KOAH çok belki fazla bilinmiyor ama kirli havanın ve zararlı gazların solunması sonucu ciğerlerde iltihapla ortaya çıkıyor. Bugün 40 yaş üstü her 5 kişiden birisi KOAH hastası. Halk arasında fazla bilinmeyen bu hastalığı tetikleyen faktörlerin başında sigara dumanı geliyor." dedi. 

Bugün dünyada 700 milyon çocuğun, yani dünyadaki çocukların yarısının duman altı durumda olduğuna dikkati çeken Yıldırım, şunları kaydetti:

"Her yıl 600 binin üzerinde insan sigaradan, verdiği zarardan dolayı hayatını kaybediyor. Biz sigarayla mücadele konusunda, sayın Cumhurbaşkanımızın özel gayretleriyle adeta 14 yıldır bir seferberlik başlattık, bir mücadele veriyoruz. Çocuklar başta olmak üzere, bütün vatandaşlarımızın sigaranın zararlarından korunması için dumansız hava sahası uygulaması başlattık ve bütün kapalı mekanlarda sigara içilmesini yasakladık. 14 yıldır denetimlerimizi bu alanda titiz şekilde sürdürüyoruz. 'Alo 184' ihbar hattıyla vatandaşlarımızın şikayetleri için gece gündüz hizmet veriyoruz. Ayrıca 'Alo 171' danışma hattı da sigarayı bırakmak isteyenlere 7 gün 24 saat hizmet veriyor."

Yıldırım, Türkiye genelinde 415 sigara bırakma polikliniğinin de vatandaşların hizmetinde olduğunu dile getirerek, gelinen bu noktada Türkiye'nin, tütün kontrolünde dünyanın bir numarası olduğunu söyledi.
"Ama işimizi henüz bitmedi. Biraz gevşetirsek kolayca sigara kullanma oranı yukarı doğru tırmanabilir." diyen Yıldırım, vatandaşlara şöyle seslendi:

"Devlet olarak ne yaparsak yapalım, bireysel bir gayret yoksa netice zor. Buradan tüm vatandaşlarıma bu vesileyle hitap etmek istiyorum; bağımlılık yapan tüm zararlı, öldürücü maddeler önce sağlığınıza, sonra da kesenize büyük zarar verir. Yanlışın neresinden dönersek kardır diyorum. Bugün bir karar alın, başta sigara olmak üzere kötü alışkanlıklarınıza son verin."

"ARTIK HER İLİMİZDE ÜNİVERSİTE VAR"

Başbakan Yıldırım, Okan Üniversitesinin eğitim hayatının yükselen yıldızlarından biri olduğunu vurgulayarak, eski Başbakanlardan Mesut Yılmaz'ın, başbakanlık döneminde bu üniversitenin hayata geçmesi için büyük bir çaba gösterdiğini aktardı.

Bugün üniversitenin adeta küçük bir ilçe nüfusuna eriştiğini belirten Yıldırım, okulda, 25 bin öğrencinin eğitim gördüğünü anlatarak, "16 fakülte, Tıp Fakültesi, hastanesi tam anlamıyla muazzam bir eğitim yuvası. Tabii Bekir Bey (Bekir Okan) hayatını hep çalışarak, üreterek hem yurt içinde hem yurt dışında ülke için, ülkenin geleceği gençler için çok büyük gayret göstererek bugünlere geldi. Onun hayatını anlatan bir kitap okumuştum, bana hediye etmişti, 'Barak'tan Avrasya'ya'... Hakikaten Anadolu insanının azmedince neleri başarabileceğinin en çarpıcı örneği." diye konuştu.
Yıldırım, üniversite konusunda AK Parti hükümetlerinin ortaya koyduğu başarının küçümsenmeyecek kadar önemli olduğuna işaret ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Biz göreve başladığımızda Türkiye'de 76 üniversite vardı. Daha sonra bu sayı 200'e kadar, 196'lara kadar çıktı ama bu alçak FETÖ terör örgütünün üniversiteleri... O zaman biz üniversite kuruyorlar dedik, teşvik ettik ve üniversite kuran herkese yardımcı olduk. Onları kapattık ama bugün onlar kapanmış olmasına rağmen 189 üniversitemiz var. Daha geçtiğimiz 1,5 ay içerisinde 7 yeni üniversite kurduk. Önümüzdeki bir ay içerisinde de belki bir o kadar daha üniversite açacağız. Artık her ilimizde üniversite var. Bazı illerimizde 8-10 üniversite var. Sadece devlet üniversiteleri değil, vakıf üniversiteleri de üniversite öğreniminde önemli bir yer tutmaya başladı. Bu üniversiteler tabii çok daha hızlı gelişiyor çünkü ellerindeki imkanlar, karar süreçleri çok daha hızlı olduğu için... Bu şekilde bir süreci birlikte değerlendiriyoruz."

Yıldırım yaptığı konuşmada, üniversite açmanın, sadece gençlerin orta öğrenimden yüksek öğrenime geçişini kolaylaştırmakla kalmadığını, aynı zamanda ülkenin gelişmesine, refah toplumu olmasına da katkı sağladığını söyledi.

Bir ilde üniversite demenin, o ilin bir anlamda sınıf atlaması demek olduğuna işaret eden Yıldırım, şöyle devam etti:

"Bugün Allah'a şükür 81 ilimizin hepsinin üniversitesi var ve hepsinde de güzel güzel çalışmalar yapılıyor. Üniversitelerimizde okuyan öğrenci sayıları 7 milyonu bulmuş durumda, 7 milyon. Öğretim üyesi sayıları 200-300 binleri buldu. O il için de muazzam bir iş alanı, bir ekmek kapısı nihayetinde."

Yıldırım, Okan Üniversitesi'nin 17 yıllık geçmişi olduğunu belirterek, "Oldukça genç sayılacak bir üniversite ama 17 yılda katettiği mesafe önemli. Ben zaman zaman açılış derslerine de katıldım. Üniversitenin ana felsefesi, teori ile uygulamayı birleştirmek. Gerçek hayatla, akademik hayatın arasındaki mesafeyi azaltmak. Bu da kurucusunun geçmişinden kaynaklanıyor. Uygulamadan gelmek, sahadan gelmek, yapacağınız üniversiteler için, kuracağınız bölümler için, uygulayacağınız müfredat için önemli bir ışık tutuyor. O bakımdan sayın Bekir Okan'ı ve bütün grubunu tebrik ediyorum." diye konuştu.

Üniversitelerin aslında çok şey öğrettiğine değinen Yıldırım, şunları kaydetti:

"En fazla öğrettikleri şey, muhakeme kabiliyetinin geliştirilmesidir. Analitik düşünme özelliğinin kazandırılmasıdır. Yoksa öğrendiğiniz o üç katlı integraller, diferansiyel denklemler, yüksek matematikler, termodinamikler, bunlar hayatta kullanacağınız şeyler değil. Onlar sizin olayların çözümüne, olaylara bakışınıza boyut kazandırıyor ve o kazandığınız boyutla bütün ihtimalleri bir arada düşünerek çözüm üretme melekenizi, yeteneğinizi geliştiriyor.”

Yıldırım, açılışı gerçekleştirilen hastanenin 250 yataklı olduğunu aktararak, "Çok modern, çok gelişmiş tesisleri var. 10 ameliyathane var, 47 yoğun bakım ünitesi var. Hastane mahal olarak, yer olarak çok kritik bir konumda. Çünkü Tuzla ilçemizin kalbinde. Tuzla, Anadolu'nun açılan kapısıdır. Tuzla tersaneciliğin, sanayinin, hayatının birçok alanında çok yoğun bir yerleşimin olduğu önemli bir ilçemiz. Belediye başkanımız da ilk günden beri güzel hizmetler yapıyor. Tuzla'nın benim için ayrı bir önemi var, çok fazla hemşehrim oturur burada. Ama daha önemlisi, ben ilk adaylığımda kampanyayı burada yaptım ve ilk seçim sonuçlarını da Tuzla Belediyesi'nin yakınında seçim irtibat büromuz vardı, Şadi başkanla ve diğer arkadaşlarla beraber orada takip ettik. Dolayısıyla bu ilçenin karış karış her tarafını dolaştım, bilirim, evim de burada." ifadelerini kullandı.

Hastanenin acil servisi, iş meslek hastalıkları vesaire gibi birçok donanımı olduğuna işaret eden Yıldırım, "Gerçekten hiçbir şeyden kaçınılmamış. En güzel şekilde ülkemize, insanımıza layık olacak bir hastane gerçekleştirmişler. Bir kez daha teşekkür ediyorum, hayırlı uğurlu olsun diyorum." dedi.

Yıldırım, sağlıkla ilgili söylenecek çok şey olduğunu vurgulayarak, "Sağlık en büyük zenginlik diye söyleriz, nasihatleri duyarız ancak tabii bunun gereğini yaparsak zenginlik olur. Gereğini yapamazsak ızdırap olmaya devam eder. Sağlıkta yeni atılımımız var, sağlıkta dönüşüm programını tamamladık. Birçok ilde birinci kademe sağlık tesisleri, ikinci kademe sağlık tesisleri, ilçelere varıncaya kadar her yerde sağlıkla ilgili tesislerimizi yaptık." değerlendirmesinde bulundu.

 "SAĞLIK TESİSİNDE ÇALIŞANLARIN SAYISI BUGÜN 2 KATINA ÇIKTI"
 
Yıldırım, aile hekimliği uygulamasına değinerek, "Aile hekimi 20 binin üzerinde, 22 bin civarında aile hekimimiz var. Bu aile hekimi alışkanlığını oturtmak için az uğraşmadık. Türk insanının özelliği, koruyucu sağlık hizmetine pek itibar etmiyor. Bekliyor, bekliyor son dakikaya kadar. Artık dönülemez bir noktaya gelince hastaneye gidiyor. Halbuki aile hekimliği birinci kademe, ikinci kademe, üçüncü kademe sağlık hizmetlerinin amacı, sağlığın korunması, takibinin belirli bir düzen içinde yapılması, diğer yandan da hastanelerin gereksiz yere meşgul edilmemesi." diye konuştu.
Başbakan Yıldırım, 14 yılda bin 900 birinci kademe sağlık tesisi inşa ederek hizmete aldıklarını anlatarak, şunları kaydetti:

"Sağlık tesisinde çalışanların sayısı bugün 2 katına çıktı. Birinci en büyük bütçemiz milli eğitim. İkinci en büyük bütçemiz de sağlık. Birisi 122 milyar, diğeri de 110-111 milyar. Bu kadar büyük bir bütçe ayırdık sağlığa. Avrupa'nın en büyük medikal kurtarma ekibi Türkiye'de. Ayrıca sağlık turizmini de geliştirecek çalışmalara hız verdik. Termal turizm, bunlar sağlıkla ilgili şeyler. Bütün bu yapılanlar sonunda nereye geldik? Sağlıktaki memnuniyet yüzde 39'dan yüzde 74'e çıktı. Sağlık gibi, ulaşım gibi konularda memnuniyeti artırmak kolay bir şey değil. Ulaşım da aynı, ulaşımda da bugün memnuniyet oranı yüzde 70'in üzerindedir. Sağlık, ulaşım baş başa gider. Bazen sağlık biraz önde, bazen ulaşım biraz önde. Ama ikisi mutlaka her zaman yüzde 70'in üzerinde seyrediyor. Bunlar 79 milyon vatandaşımızın her an, her gün evinden çıktığı zaman ihtiyacı olan iki büyük hizmet alanı."

Başbakan Yıldırım, son 14 yılda milli eğitimde çok büyük hizmetler yapıldığını, "4+4+4"ün de bu alanda yapılan en büyük reform ve dönüşüm olduğunu söyledi. 

Çocuk yaşta evlilikler konusunun son dönemde çok fazla istismar edildiğini dile getiren Yıldırım, sözlerine şöyle devam etti:

"Çocuk yaşta evlilikler konusu var, bu ara çok fazla istismar ediliyor. İşte onu önlemenin bir yolu da 12 yıl eğitimi getirmektir. Bu da bir tedbirdir. Ülkemizin kanayan bir yarasını görmezden gelmek bize yakışmaz. Bize yakışan böyle bir sorun varsa bunu çözmektir. Bunun üzerine atlayıp buradan ucuz siyaset yapmak eski Türkiye'nin alışkanlığıdır. Bu alışkanlık artık para etmiyor, piyasası yok. 3 bin mağdur insan seçim kampanyalarında her gün önümüze çıktı. Bugün bunun istismarını yapan ana muhalefet partisinin milletvekillerine de aynı şeyleri söylediler. Şimdi sorun İzmir Milletvekiline, sorun diğer milletvekillerine onlar anlatsınlar ama korkar anlatamazlar. Bir kör dövüşüdür, bir anlamsız yalan rüzgarı, bir siyasi istismar... Cinsel istismar değil bunların yaptığı tamamen siyasi istismar, başka bir şey değil. Kusura bakmasınlar."

"ŞEHİR HASTANELERİYLE HASTANEYE ERİŞİM ÇOK DAHA KOLAY HALE GELECEK" 

Başbakan Yıldırım, bir yandan Türkiye genelinde sağlık politikalarının geliştirilirken diğer yandan da şehir hastaneleri kurduklarını aktardı. 

Şehir hastanelerinin sayısının 32'ye kadar çıkacağını, şu anda 20 civarında ilde çalışmaların başladığını, İstanbul'da da 2 hastane yapılacağını anlatan Yıldırım, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Bir tane Samandıra eski askeri havalimanında yapılacak. Adeta bir sağlık şehri kuruluyor. Hastane içinde hastane. Hastanenin içinde 10 tane hastane var. Romatizma hastanesi, kanser hastanesi, genel cerrahi var, şu var, bu var. Ben branşları çok iyi bilmem ama aklınıza gelen her türlü sağlık hizmetiyle ilgili ayrı ayrı hastaneler var, oteller var, yaşam alanları var. Başlı başına bir şehir. Toplam 45 bin yatak. Ne olacak? Şehrin içindeki o sıkışık sokak aralarındaki hastaneler buralara taşınacak, hastaneye erişim çok daha kolay hale gelecek. Bu şehir hastanelerinin ilk iki tanesi bitti. Bir tanesi Mersin bir tanesi Yozgat... Her an açılışa hazır halde. Daha sonra Ankara hazırlanıyor, başka şehirler sırayla geliyor. Bunların önemli bir özelliği de bunların her biri 300-500 milyon dolarlık, milyar dolarlık yatırımlar."
Bu hastanelerin maliyetlerinin genel bütçeden karşılanmadığını, devlet-özel sektör iş birliğiyle yapıldığını bildiren Yıldırım, "Vatandaş hastaneyi yapıyor, devlete kiralıyor, belirli bir süre. Her sene bir kira ödüyor, senenin sonunda hastane de devlete kalıyor yapan da yaptığı maliyetin karşılığını alıyor. Aynen kat karşılığı veya arsa paylaşımı, mülkiyet paylaşımı gibi bir model. Bunu şimdi yurtlarda da uyguluyoruz. Mesela Osmangazi Köprüsü de böyle Yavuz Sultan Selim Köprüsü de böyle, 20 Aralık'ta açacağımız Avrasya Tüneli de böyle. Havalimanlarının bir çoğunu bu modelle yaptık. Sabiha Gökçen, Sayın Başbakan döneminde yapıldı ama ondan sonraki büyütme, genişletme de aynı şekilde gerçekleşti." dedi.

Yıldırım, Tuzla'da Sağlık Bakanlığının 400 yataklı bir hastane daha yaptığını ifade ederek, "O da açıldığı zaman artık Tuzla'da sağlıkla ilgili bir hizmet açığı kalmayacak. Daha birçok belki başka ilçelerden de buraya gelenler olacak. Bu hastaneler oralara da destek verecekler. Biz hep bir şey söylüyoruz, 'İşimiz hizmet, gücümüz millet'. Bu düşünceyle hep çalışıyoruz" diye konuştu.

"DURMAYACAĞIZ, GAYRET EDECEĞİZ, ÇALIŞACAĞIZ" 

Yıldırım, Türkiye'nin geçen bir yıl içinde bazı sıkıntılar yaşadığını ifade ederek, konuşmasına şöyle devam etti: 

"Şimdi küresel bazı sıkıntılar var. Bu sıkıntılardan Türkiye de bağımsız değil ama her şeye rağmen Türkiye'nin yarını bugünden daha güzel olacak. Buna inanmanızı istiyorum. Frene basmayın. Durmak yok, yola devam. Durduk mu aynen bisiklet gibi, ani fren yaparsak tepetaklak oluruz. Durmayacağız, gayret edeceğiz, çalışacağız, ülkemizin kaynakları güçlü, ülkemizin imkanları fazla. Türkiye'nin stratejik konumu ve yetişmiş genç nüfusu en büyük kaynağımız. Bir çok ülkenin mukayeseli üstünlüğü olabilir, petrolü olabilir, o olur bu olur ama genç, dinamik nüfus insan gücü her ülkenin elinde olan bir şey değil."

Başbakan Yıldırım, ülkenin birliği için her türlü terör örgütüyle içeride ve dışarıda amansız bir mücadele verdiklerini vurguladı.

Diğer yandan Türkiye'nin kalkınması, gelişmesi, büyümesi için her türlü çabayı, gayreti gösterdiklerini söyleyen Yıldırım, şöyle konuştu:

"Güzel olan bunu sadece devlet eliyle yapmıyoruz. Devlet eskiden daha çoğunu yapardı şimdi daha azını yapıyor. Siz daha fazlasını yapıyorsunuz. Şimdi bakın bir müteşebbisimiz muazzam bir hastane yapıyor. Bunun gibi onlarca, yüzlerce var. Türkiye'nin en büyük projelerini Türk müteahhitleri yapıyor. Dünyada yaprak kıpırdamıyor. Böyle büyük köprüler nerede? Hiçbir yerde yok. Dünyada böyle projeler yok ama her şeye rağmen Türkiye, 2023 hedeflerine, muasır medeniyetler seviyesinin üzerine çıkma yolunda var gücüyle çalışıyor. Bir ülkede eğer istikrar varsa, siyasi istikrar ve güven varsa her şey olur. Türkiye 14 yıl, bu bir Türkiye, 3 Türkiye olduysa bunun arkasında bu iki sihirli kelime saklı. Güven ve istikrar."

"ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİNİ YAPALIM" 
Başbakan Yıldırım, artık, "Gelin şu anayasa değişikliğini yapalım, güven ve istikrarı kalıcı hale getirelim" dediklerini söyledi.

"Başkanlık sistemi tutturdular, hadi vazgeçtik, cumhurbaşkanlığı.... Madem sizi rahatsız ediyor, cumhurbaşkanı diyelim. Cumhurbaşkanlığı... Korkacak ne tarafı var?" diyen Yıldırım, şöyle devam etti:
"Ülke bölünürmüş... Peki ülkede belediye başkanlığı seçiliyor aynı şey. Belediye var, meclis var. İkisi aynı gün seçiliyor. Meclis, başkanı denetliyor, bütçesini onaylıyor, kararlarını alıyor, başkan da kamuoyuna, şehrine verdiği hizmetleri iki seçim döneminde yapmanın gayreti içinde oluyor. İyi yaparsa bir daha seçiyorlar. Şadi (Yazıcı) başkanın ikinci dönemi, tekrar seçiliyor, beğenmezse yolcu ediyor. Aynen başkanlık sistemi de bu. Tek farkı mutlaka iktidar var. Koalisyon yok. Koalisyonlarla Türkiye maalesef hak ettiği mesafeyi alamıyor, hızı yavaşlıyor ve kazanımlarını da muhafaza edemiyor. Bu bakımdan bu işi muhalefet partileri...

Tabii Milliyetçi Hareket Partisini burada ayrı tutuyorum. Milliyetçi Hareket Partisi her zaman ülke menfaatini, siyasetin üzerinde tutmuştur, bu anlayışını bugün de sürdürüyor ama ana muhalefet partisini biraz daha ölçülü, izanlı, uzun vizyonlu, Türkiye'nin geleceğini, Türkiye'nin gerçeklerini, karşı karşıya bulunduğu tehditleri dikkate alarak değerlendirmesinin ülkemiz için milletimiz için ana muhalefet partisi için de daha faydalı olacağını düşünüyorum. Ana muhalefet partisi demek iktidar alternatifi demek. Getirilecek bir düzenlemeden uzak durmak, ona karşı olmak bir iktidar alternatifi olamayacağı düşüncesinin hakim olması demektir. Bu da ana muhalefete yakışan bir iş değildir."

"15 TEMMUZ, UZLAŞMA, BİRLİK VE KARDEŞLİĞİ ÖĞRETTİ"

Yıldırım, 15 Temmuz'un uzlaşma, birlik, beraberlik ve kardeşliği öğrettiğini belirterek, "15 Temmuz nasıl 79 milyonu kenetlediyse, biz bu birlik ruhunu, sonuna kadar muhafaza etmek için bütün vatandaşlarımızın, birlik ve beraberlik içerisinde, ülkemizin geleceği, kardeşliği için var gücümüzle çalışacağız, gayret edeceğiz." dedi. 

Acil servislere başvuran hastaların sorunlarına da değinen Yıldırım, konuşmasını şöyle tamamladı:

"112 marifetiyle gelen hastalardan yani acil olarak gelen hastalardan ayrıca para alınıyormuş. Bunun alınmaması lazım. Uygulamada bazı şikayetler var. Bu geliyor kulağıma, bu konuya dikkat edilmesi lazım. 112 çağrısı ile gelen bütün hastaların, baştan sona tedavilerinin yapılıp ayrıca para alınmaması lazım. Bu husus çok önemli. Diğer bir husus da kanser hastalarının ilaçlarından fark alınıyor. Bunun da alınmaması lazım. Bu ilaçlardan da fark alındığı yönünde bilgiler var, buna da dikkat etmemiz lazım. Bir başka konu da hanımefendileri ilgilendiriyor. Sezaryen oranları, özel hastanelerde yüzde 40-60 arasında değişiyor. Dünya standardı yüzde 15. Buna da dikkat etmek lazım. Anne sağlığı her şeyin önünde geliyor. Kamu hastanelerinde de yüksek, yüzden 20'den aşağı değil. Ama dünya standardı yüzde 15'tir. Yani en sağlıklı doğum, normal doğumdur. Müdahaleli doğum, tıbbi bir zorunluluksa yapacak bir şey yok ama benim anamın 10 tane çocuğu var hepsini de kendi doğal şekilde doğurmuş. Hiç bir şekilde hastaneye bile gitmemiş."

Başbakan Yıldırım, hizmete açılan hastanenin ülkeye hayırlı olmasını diledi. 
Konuşmaların ardından Başbakan Yıldırım'a hediye takdim edilen tören, aile fotoğrafı çekimiyle sona erdi. Daha sonra Yıldırım ve beraberindekiler hastaneyi gezdi.
Törene, Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Ataş ve eski Başbakanlardan Mesut Yılmaz da katıldı.
 

Anahtar Kelimeler:
Başbakan Yıldırım
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
son dakika haber kolaj