Bu haber kez okundu.

Erdoğan: Türkiye Ateş Çemberinin İçinden Geçiyor

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin çevre yatırımları toplu açılış töreninde konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Cumhuriyetimizin kuruluşundan 90 yıl sonra yeni bir kurtuluş savaşı veriyoruz. İçinde bulunduğumuz durumun adı tam olarak budur; yeni bir kurtuluş savaşıdır. Üstelik bu savaşı tek bir cephede değil, askerî, siyasi, diplomatik, ekonomik, sosyal her alanda veriyoruz” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından yaptırılan ve hizmete giren dört yeni yeni ileri biyolojik atık su arıtma tesisi ile çevre yatırımlarının toplu açılışı için düzenlenen törene katıldı. Büyükçekmece’de düzenlenen törende, bazı bakanlar, milletvekilleri, İstanbul Valisi Vasip Şahin, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş hazır bulundu. Çok sayıda vatandaşın da katılımıyla gerçekleşen törende Cumhurbaşkanı Erdoğan bir konuşma yaptı.

Açılışı yapılan atık su arıtma tesisleri ile çevre yatırımlarının hayırlı olmasını dileyen ve İstanbul için ne kadar hizmet yapılsa da bunların az olacağını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu hizmet ve tesislerin İstanbul’u daha temiz hâle getirmek için yürütülen çalışmalara katkı sağlayacağını söyledi.

“BİZ ÜLKEMİZE HİZMET İÇİN ÇALIŞIRKEN, BİRİLERİ SÜREKLİ AYAĞIMIZA ÇELME TAKMAYA ÇALIŞTI”

Hiçbir güzelliğe bedelsiz sahip olunamadığını, Türk milletinin Anadolu’ya adımını atıp ilk devletimizi kurduğu yıllardan beri, bu coğrafyayı elinde tutmak için emek verip ter döktüğünü, gerektiğinde can verdiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz de, 40 yıllık siyasi hayatımız boyunca, Selçuklu’dan Osmanlı’ya, oradan Cumhuriyete uzanan şanlı tarihimizden aldığımız güçle, ecdadımıza layık olabilmek için çalıştık, çabaladık” dedi.

14 yıl boyunca bir yandan içeride ve dışarıda kendilerine kurulan tuzaklarla ve önlerine çıkarılan engellerle mücadele ederken, bir yandan da ülkeye ve millete tarihte eşi benzeri görülmemiş hizmetler getirmenin çabası içinde olduklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz ülkemize ve milletimize hizmet için gece gündüz çalışırken, birileri de sürekli ayağımıza çelme takmaya çalışıyordu. 2007 yılı Cumhurbaşkanlığı seçimi, ardından gelen kapatma davası, daha sonra yaşanan pek çok iç ve dış kriz, hep aynı amaca yönelikti. Amaç neydi? Türkiye’yi girdiği ve başarıyla sürdürdüğü hızlı büyüme sürecinden, her alanda kendi kendine yeterli hâle gelen, bununla da kalmayıp tüm dostlarına, tüm mağdurlara, mazlumlara el uzatan, destek veren bir ülke yolundan alıkoymaktı. Dünyada nerede garip gureba var, biz oradaydık, neresi olursa olsun biz oradaydık” diye ekledi.

“90 YIL SONRA, YENİ BİR KURTULUŞ SAVAŞI VERİYORUZ”

Türkiye’nin, özellikle son 3 yıldır, adeta bir ateş çemberinden geçtiğine işaret eden ve bu süreci ‘Cumhuriyetin kuruluşundan 90 yıl sonra, yeni bir kurtuluş savaşı’ olarak niteleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu savaşın; sadece tek bir cephede değil, askerî, siyasi, diplomatik, ekonomik ve sosyal her alanda verildiğini söyledi.

Gezi kalkışması ile milletin belli kesimlerindeki çevre hassasiyetini, farklı hayat biçimlerine yönelik tehdit algısını tahrik ederek kaos çıkarılmak istendiğini ancak kendilerinin ve milletin tuzağı görüp kararlı bir duruş sergileyerek bu saldırıyı bir ay gibi bir sürede boşa çıkardıklarını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, ardından Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) tarafından 17-25 Aralık emniyet-yargı darbesi geldiğini dile getirerek, “Yolsuzluk dediler, hırsızlık dediler, bu ülkeyi ayakta tutan ne kadar siyasi ve ekonomik dinamik varsa, hepsine birden saldırdılar. Hâlbuki hırsız ta kendileriydi. Yolsuzluk bunlardaydı. Ülkenin iş adamlarını tehdit ediyorlardı. ‘Şuraya şu kadar yardın ettin ettin; etmediğin takdirde içerdesin’ diyorlardı. Bunları yaptılar” dedi.

HAKK'A VE HALKA YÖNELEREK CEVABIMI VERİRİM”

Vatandaşların darbe girişiminde yer alan FETÖ mensubu teröristlere yönelik ‘idam isteriz’ şeklindeki tezahüratlarına karşılık olarak, “Ben Hans’ın, George’un ağzına bakarak karar vermem onu iyi bilin, ben Hakk’a ve halka yönelerek cevabımı veririm” ifadelerini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu konuda TBMM’den bu yönde bir karar çıkıp kendine geldiğinde onaylayacağını açıkladı.

Avrupa Birliği’nden teröristlere idam konusu ile ilgili gelen eleştirilere işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasının devamında, “Demokrasi millî irade değil mi? Millî irade bunu istiyorsa, millî irade vekillerine bunu emrediyorsa, vekiller de bunu istiyorsa, yasalara göre bunun geleceği yer Cumhurbaşkanı. Cumhurbaşkanı olarak ben de kararımı bu istikamette veririm. Niye? Çünkü benim 248 şehidim var. ‘Bekâra karı boşamak kolaydır’ bunların böyle bir durumu yok. 2 bin 193 gazim var. Biz dertliyiz dertli” sözlerine yer verdi.

ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ ÇALIŞMALARI

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının devamında yeni anayasa ile ilgili olarak şunları söyledi: “Şu anda iktidar partisi ile Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) ortaklaşa bir çalışmayı sürdürüyorlar. Temenni ederim ki buradan isabetli, hayırlı bir adım atılır. Atılacak bu adımla da, tabii anayasa değişikliğine 2 partinin sayıları yeterli değil. Ana muhalefet partisinin içinden de buraya destek gelirse o zaman bu parlamentonun içinde hâl olur. Fakat öyle de olsa böylede olsa iktidar partisi ve MHP ne diyorlar? ‘Biz bunu yine de milletimize götürelim.’ Milletimiz buna ne der? Ben milletimizin ne diyeceğini gayet iyi biliyorum. Zira yaptırdığım kamuoyu araştırmalarında da bunu görüyorum.   Evelallah milletim bundan önce yüzde 72 ile nasıl anaya değişikliği yaptıysa, yüzde 58 ile nasıl bir anayasa değişikliği yaptıysa, burada da çok daha büyük bir oranda evelallah bu işe destek vererek bu anayasa değişikliğini yapacaktır.”

2014 mahalli seçimlerinde, daha sonra Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde, şahsı üzerinden Gezi’nin ve 17-25 Aralık’ın siyasi ayağının tamamlanmak istendiğine ve milletin buna da müsaade etmediğine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, çukur eylemleriyle, Güneydoğu Anadolu bölgesinde terörün yeni bir yönteminin denendiğini, yüzlerce güvenlik görevlisinin ve vatandaşın şehadetiyle sonuçlanan bu eylemlerin, bölge halkının bölücü terör örgütü PKK’nın gerçek yüzünü bir kez daha görmesini sağladığına dikkat çekti.

“15 TEMMUZ İŞGAL GİRİŞİMİDİR”

15 Temmuz darbe girişiminin son 3 yılda maruz kalınan saldırıların en alçakçası olduğuna değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye geçmişte iki fiili darbe, iki de darbe girişimiyle siyasi dizayn etme operasyonu yaşamış bir ülkedir. Bu darbelerin her biri politik hayatımızda halkımızın gönlünde derin izler ve acılar bıraktı, fakat bunların hiçbiri 15 Temmuz kadar büyük birer ihanet değildi. Çünkü 15 Temmuz Türkiye’nin kendi iç dinamiklerinin değil, tamamen iradesini dış güçlerin emrine peşkeş çekmiş bir güruhun darbe teşebbüsüydü. Biz buna onun için 15 Temmuz aynı zamanda bir işgal girişimidir diyoruz. Yine diğer hiçbir darbe girişiminde devletin silahlarıyla millet katledilmemiştir, bunun için de 15 Temmuz’u diğer özellikleri yanında büyük ve kapsamlı bir terör saldırısı olarak kabul ediyoruz. Elbette 15 Temmuz Türk Silahlı Kuvvetleri içinde yuvalanan asker elbisesi giymiş hainler tarafından gerçekleştirilmiş olması sebebiyle bir cunta girişimidir. Türkiye böylesine çok yönlü bir darbe girişimiyle tarihinde ilk defa karşılaştı. 15 Temmuz günü güneş batarken herkesin bir hesabı vardı, ama hiç beklenmeyen, hiç öngörülmeyen bir hesap devreye girdi ve diğer tüm hesapları bozdu. Türk milleti, milletlerden bir millet olmadığını, tarihe altın harflerle yazdırdığı şanına, şöhretine boşuna sahip olmadığını gösterdi. Rabbimin izni ve inayetiyle milletimiz o gece tanklara, savaş uçaklarına, helikopterlere meydan okudu. Çünkü unutmayın, Nur Mağarasının kapısındaki o örümcek ağının gücünü unutmayın. ‘La tahzen innallahe meana / Korkma ya Ebubekir, Allah bizimle beraberdir’, gören gözler bir anda görmüyor.”

“TERÖRLE MÜCADELE ETMEMEK, TERÖR ÖRGÜTLERİNE TESLİM OLMAKTIR”

Konuşmasında Avrupa Parlamentosu’nun Türkiye’nin AB üyelik sürecinin dondurulması kararına da değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu değerlendirmelere yer verdi: “Neymiş efendim, Türkiye’de olağanüstü hâl varmış. Teröristlerine üzerine çok sert gidiliyormuş. Terör örgütüyle ilişkili olanlar görevlerinden alınıyormuş. İdam cezasının geri getirilmesine çalışılıyormuş. Medyaya kısıtlama varmış. Vize serbestîsinin 72 şartından 7’si yerine getirilmemiş. Bu kadarla da kalmayıp, Gümrük Birliği görüşmelerine atıfta bulunarak bizi ekonomiyle de tehdit ediyorlar. Ve savunma sanayine yönelik silah veriyorlarmış da bundan sonra artık silah verilmemesi konusunda da karar alacaklarmış. Türkiye gibi topraklarında neredeyse her gün terör eylemi yapılan bir ülkeye, ‘terörle mücadele etme’ demek, aslında ‘dükkânı kapatıp git’ demektir. Çünkü terörle mücadele etmemek, terör örgütlerine teslim olmaktır. Ey Avrupa Parlamentosu, siz terör örgütüne çanak mı tuttunuz? Hayırlı olsun. Hani PKK terör örgütü olarak ilan edilmişti, siz nasıl olur da böyle karar alırsınız? Siz teröre yardım, yataklık yaptığınızın farkında mısınız? Fransa topraklarında birkaç terör eylemi oldu diye uygulamaya başladığı olağanüstü hâli 3 ay, artı 3, artı 6 ay şeklinde sürekli uzattı. Siz Fransa’yla böyle bir karar aldınız mı? Şimdi önümüzdeki yıl yapılacak Fransa seçimleri sebebiyle olağanüstü hâli yeniden uzatmayı düşünüyorlar. Türkiye yaşadığı darbe girişimine ve kanlı terör eylemlerine rağmen olağanüstü hâlin ikinci 3 ayında bulunuyor şu anda. Bununla bitecek değil, belki bir 3 ay daha, belki bir 3 ay daha uzatılacak. Size ne, bunun kararını hükûmet verir, parlamento verir, size ne? Bu ülkeyi Avrupa Parlamentosu mu yönetiyor, yoksa bu ülkenin hükûmeti mi yönetiyor? Size ne, haddinizi bilin. Geçti o, onlar mazide kaldı. Avrupa’da hangi devlet ülkemizin şartlarında bulunsa değil olağanüstü hâl ilanı, çok daha ağır yaptırımlara gider, bunun işaretlerine defalarca şahit olduk.”

“HAK BİLDİĞİMİZ YOLDA YÜRÜMEKTEN HİÇBİR GÜÇ ALIKOYAMAZ”

“Eğer Avrupa Birliği bize başınıza ne gelirse gelsin sesinizi çıkarmayın demeye getiriyorsa, hiç kusura bakmasın” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Hz. Peygamber’in, ‘Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır’ hadisi ve Hz. Ali’nin ‘Haksızlık önünde eğilmeyiniz, çünkü eğilirseniz hakkınızla beraber şerefinizi de kaybederseniz’ şeklindeki sözlerini hatırlatarak ülke içindeki terör şebekeleri ve vesayet odaklarıyla mücadelelerinde; dış politikada Türkiye’nin çıkarlarını savunurken bu iki emri kendilerine rehber edindiklerini belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının devamında vatandaşlara hitaben şöyle konuştu: “Ne haksızlık ettik, ne hakkımızın yenilmesine sessiz kaldık. Sizin emanetinizi namusumuz bilerek canımız pahasına koruduk, kolladık, koruyacağız. Dik durduk, ama diklenmedik. 40 yıllık siyasi hayatımız boyunca milletimizi utandıracak, onun başını öne eğdirecek hiçbir adım atmadık. Sizler de bizi yalnız bırakmadınız, onun için ben milletimle iftihar ediyorum. Seçimlerde oylarınızla, 15 Temmuz’da olduğu gibi gerekirse canlarınızı ortaya koyarak bizi desteklediniz, yarı yolda bırakmadınız. İşte yüzde 34,3’le yola koyulduk, ondan sonra yüzde 40’lara çıktık, ondan sonra yüzde 50’ye ulaştık, Cumhurbaşkanlığında da bu kardeşinizi yüzde 52’yle Cumhurbaşkanı yaptınız. Bugün de aynı şekilde hareket ediyor, halka ve Hakk’a mahcup olmamak için var gücümüzle çalışıyoruz. Hak bildiğimiz yolda yürümekten bizi hiçbir güç alıkoyamaz. Batıdan gelen hiçbir kurusıkı tehdit, bizi bu ülkenin menfaatini canımız pahasına savunmaktan alıkoyamaz.”

“BESLEDİĞİNİZ KATİLLER, BİR GÜN SİLAHLARIN NAMLULARINI SİZE DOĞRULTACAK”

Koridorları terör örgütü militanlarının posterleriyle süslenmiş Avrupa Parlamentosunda alınan kararlarla Türkiye’yi hizaya sokacaklarını zannedenlerin büyük bir yanlış içinde olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şunları ekledi: “Türkiye ve bu aziz millet sizin bu ilkesiz tutumunuz karşısında asla geri adım atmaz. Bugün sırf bize zarar vermiyor diye koynunuzda beslendiğiniz eli kanlı katiller, bilesiniz ki bir gün silahlarının namlularını size de doğrultacak. İşte bir tane terörist köşe yazarı, köşe yazarı müsveddesi, 5 yıl 10 aya mahkûm oluyor, tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılıyor ve kaçarak Almanya’ya gidiyor. Almanya’da bunu Alman Cumhurbaşkanı ağırlıyor. Bu ne menem iştir? Ve daha sonra İngiltere’de, Avrupa Parlamentosunda yaptığı konuşmalarda Türkiye’yi ‘bir açık hava gazeteci hapishanesine’ benzetiyor. Bu nasıl hapishane ki sen rahatlıkla böyle kaçıp gittin? Demek ki bu ülkede bir hukuk var ki, seni bakın hapishaneye koymuyor, tutuksuz yargılanmak suretiyle serbest bırakıyor ve sen de kaçıp gidiyorsun. Niye kaçtın, kalsaydın ya, niye kaçtın?”

Söz konusu gazetecinin daha önce yayın yönetmeni olduğu gazetesinde kendisi ile ilgili ‘diktatör’ şeklinde başlık attığını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Diktatörün olduğu bir ülkeden sen kaçıp gidebilir misin, nasıl kaçıp gittin? Eğer bu ülkede diktatör olsaydı, sen şu anda kim bilir hangi zindanlarda olacaktın. Ama Batı bu işte. Şimdi koynunda bunları besliyor. Bunları dolaştırarak bunlara yaptıkları konuşmalarla zannediyorlar ki Türkiye değişecek. Yok, Türkiye daha da güçlenecek Allah’ın izniyle, daha da güçlenecek” diye ekledi.

“AVRUPA PARLAMENTOSU TÜRKİYE POLİTİKASINDA İKİYÜZLÜ DAVRANIYOR”

Avrupa Birliği’nin ve Avrupa Parlamentosu’nun Türkiye’ye yönelik politikasında ikiyüzlü davrandığını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye ile ilgili söz konusu oylamayı yapmadan bir gün önce parlamentonun aldığı bir kararın, bu ikiyüzlülüğe örnek teşkil ettiğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti: “Avrupa Parlamentosu 23 Kasım tarihinde, yani ülkemizle ilgili oylamayı yapmadan hemen önce bir karar aldı. Kararın adı, ‘Propagandaya Karşı AB Stratejik İletişim Kararı’ bu karar medya özgürlüğü, ifade hürriyeti açısından Avrupa Birliği’nin bize dayattığı ölçülerin tam tersi tespit ve tavsiyelerle dolu. Avrupa Parlamentosu konu kendi çıkarları olunca ne kadar tehditkâr, ne kadar kısıtlayıcı olabileceğini bu kararla inkârı mümkün olmayan bir şekilde ortaya koymuştur. Herkese, özellikle de Avrupa Birliğiyle ilişkilerimiz konusunda ahkâm kesenlere bu kararı alıp ibretle okumalarını tavsiye ediyorum. Kararda aynen, ‘Nefret, şiddet ve savaşın kışkırtılması ifade özgürlüğü kılıfına saklanamaz’ deniyor. Sizde olunca bu ifade özgürlüğü kılıfına saklanamıyor da, bizde olunca niçin buna siz kılıf uyduruyorsunuz? Biz terör örgütlerini ve eylemlerini övenler için hukuk mekanizmalarını işlettiğimizde, hemen ‘ifade özgürlüğü’ diye karşımıza çıkıyorsunuz, işin ucu kendinize dokununca ölçüleriniz birden nasıl da hemen değişiveriyor. Devam ediyor karar: ‘Dezenformasyon ve propaganda hibrit savaşın bir parçasıdır’ diyor. Peki, bizde olanlar ne, bizde olanlar dezenformasyon değil mi? Bu yanlış propagandalar, bunlar ne, bunlar hibrid savaşına girmiyor mu? Bu kavramlar bizim yıllardır yaşadığımız sıkıntıları ne güzel ifade ediyor değil mi? Bu kadarla da kalınmıyor, bu propagandaya karşı geliştirilecek stratejik iletişim çalışmalarında -dikkat edin bu çok önemli- ‘savunmacı’ değil, ‘saldırgan’ olunması isteniyor. Kim diyor bunu? Avrupa. Bütün bu sert tespit ve tavsiyelerin de sebebi, ‘Avrupa Birliği’nin gerçekleri çarpıtmayı, şüphe oluşturmayı, üye ülkeleri bölmeyi, kuzeydeki ortaklarıyla, -yani Rusya Federasyonu- aralarındaki stratejik iş birliğini parçalamayı, birlik kurumlarını itibarsız hâle getirmeyi, birlik değerlerini zayıflatmayı’ amaçlayan bir propagandayla karşı karşıya bulunmasıymış.”

Bir gün önce böylesine bir karara imza atan bu Avrupa Parlamentosu’nun, ertesi gün Türkiye’yi basın, medya ve ifade özgürlüğüne yönelik sözde sert kısıtlamalardan dolayı eleştirdiğinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz de bu kararı ve o kararı veren Parlamentoyu ciddiye almadığımızı söylediğimizde beyefendilerin morali bozuluyor. Siz kendinizi ciddiye almıyorsunuz ki ben sizi ciddiye alayım. Bir gün önce hibrid savaş tekniklerinden bahsedip, ertesi gün Türkiye’yi terör örgütlerine karşı yürüttüğü mücadeleden dolayı eleştirirseniz sonuç böyle fiyasko olur” şeklinde konuştu.

“TÜRKİYE KENDİ HEDEFLERİ DOĞRULTUSUNDA YÜRÜMEYE DEVAM EDECEK”

Kim ne derse desin, Türkiye’nin kendi yolunda ilerlemeye, kendi hedefleri doğrultusunda yürümeye devam edeceğine vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu görüşlere yer verdi: “Bu yolda Avrupa Birliği bizimle birlikte olursa hem o kazanır, hem biz kazanırız. Avrupa Birliği ‘Ben illa başka istikamete gideceğim’ diyorsa, biz de kendimize yeni yol arkadaşları bulur, hatta gerekirse tek başımıza yolumuza yine de devam ederiz. Bunun için daha çok çalışacağız, daha çok yatırım yapacağız, daha büyük projeler hayata geçireceğiz. Türkiye’yi mutlaka 2023 hedeflerine ulaştıracağız. Kardeşlerim; Cumhuriyet tarihinde 6 bin 100 kilometre bölünmüş yol yapıldı, biz 14 senede 18 bin kilometre bölünmüş yol yaptık. Bunu Avrupa Birliğiyle mi yaptık? Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nü Avrupa Birliğiyle mi yaptık? Osmangazi Köprüsü’nü Avrupa Birliğiyle mi yaptık? Marmaray’ı Avrupa Birliğiyle mi yaptık? Şimdi 20 Aralık’ta Avrasya Tüneli’ni açıyoruz, Avrupa’yla mı yaptık? Kardeşlerim; bu millet yeni yol arkadaşları buldu; evelallah dimdik durdu ve yoluna devam etti.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerini, 20 Aralık’ta Avrasya Tüneli’nin açılışında İstanbullularla bir araya gelme temennisiyle tamamladı.

Anahtar Kelimeler:
Cumhurbaşkanı Erdoğan
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
son dakika haber kolaj