banner76
banner55
22 Şubat 2017 Çarşamba 10:21
978 Okunma
Şanlıurfa Göç Zirvesi Sonuçları Açıklandı
banner40

07-10 Kasım 2016 tarihleri arasında Şanlıurfa'da düzenlenen Göç Yönetiminde Yerel Düzeyde Koordinasyonu Güçlendirme Çalıştayı'na Tematik çalışma alanları göç, mülteciler ve Suriyeliler olan sivil toplum kuruluşlarının, en fazla Suriyeli ağırlayan şehirlerden ilgili yerel yönetimlerin ve göç alanında akademik çalışmalar yapan üniversiteleri ile AFAD ve Kızılay başta olmak üzere 55 kurumdan yaklaşık 150 temsilci katılmıştı.

Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesinin ev sahipliğinde gerçekleşen çalıştay, yerel yönetimler ile göç yönetimini destekleyen sivil toplum kuruluşları arasında işbirliği ve tecrübelerinin paylaşılmasına, yerel yönetim-kamu-sivil toplum ortaklığında sağlanacak etkin ve sürdürülebilir koordinasyonun tartışılmasına ve öneriler sunulmasına imkân veren bir ortam oluşturmuştu.

Çalıştay genel olarak değerlendirildiğinde; Bölgemizde  ulusal ve uluslararası sivil toplum kuruluşlarının, merkezi yönetimin, yerel yönetimlerin, kamu kurumlarının ve uluslararası kuruluşların aralarındaki diyalog, etkileşim ve koordinasyonun geliştirilmesine, yerel yönetimlerde ise bazı birimlerin kurumsal yapı içerisinde oluşturulması, çok paydaşlı bir göç yönetim modelinin oluşturulması ve uygulanması gerektiği Çalıştay'da genel izlenim olarak ortaya çıktı.

Katılımcı tüm kurumların ortak önerisi ile tüm kurumların göçün yönetilmesinde iş ve işlemlerinin takibinin yapıldığı merkezi bir koordinasyon merkezinin kurulmasının elzem hale geldiğine vurgu yapılan raporda, Merkezi Koordinasyon Kurulu dahilinde göçmenlerin ve göçmenlere yapılan insani yardımın ortak bir veri tabanı ve kayıt sisteminde toplanması tüm paydaşların insani yardımın planlanmasında, ulaştırılmasında ve bu sürecin takip edilmesinde ulaşabileceği bir envanter sisteminin geliştirilmesi öncelikli bir ihtiyaç olarak görüldü.

Raporda, Göç politikaları çerçevesinde Suriyelilere yönelik bilgilendirme ve yaşam alanları oluşturularak toplumdaki algının yönetilmesi ve toplumda entegrasyonun ve gerçek bir kültürlerarası ortamın oluşturulması başta yerel kamu idaresi olmak üzere tüm aktörlerin aktif bir biçimde rol alması ile gerçekleşebilir. Göçmenin iş gücü piyasasına erişebilmesinin entegrasyona katkı sağlayacağı, etkili araçlar ile bu insanların üretime dâhil edileceği ve katma değer yaratabilecekleri uygulamaların geliştirilmesi gerektiği vurgulanmıştır.

Göç yönetimi ve entegrasyon süreci tek taraflı bir tasarruf yetkisinde değil; çift yönlü bir kabul iradesi ile mümkün olabileceğini belirten çalıştay raporunda, sivil toplum kuruluşlarının, yerel yönetimlerin ve ilgili diğer aktörlerin birbirinden bağımsız bir göç yönetimi modeli ile göçün yönetilmesinde başarılı olamayacakları verilerle ortaya konmuştur.           

                                                          TESBİT VE ÖNERİLER

Çalıştayı gerçekleştiren kurumlar tarafından, çalıştay çıktılarını içeren bir rapor hazırlanmıştır. Rapor, yasal mevzuat ve genel durum değerlendirmesi; Çalıştay’a katılan sivil toplum kuruluşları, kamu kurum ve kuruluşları ile yerel yönetim temsilcilerinin tartışma eksenlerindeki tespitleri ve önerileri; değerlendirilerek maddeler halinde çıkarılmıştır.

Raporlanan tespit ve öneriler:

•          Bu hususta İnsani yardımda bulunan kuruluşların tamamını kapsayan “Merkezi Koordinasyon Kurulu”nun Valilik nezdinde oluşturulması durumunda önemli bir eksikliği ortadan kaldırabilecektir.

Kamu-Özel-Gönüllü Kuruluşların iletişimsizliği insani yardımların planlamasını güçleştirmekte ve verimi düşürebilmektedir.

•          Suriyeli vatandaşların tamamını kayıt altına alabilecek “Ortak Kayıt Sistemi”nin oluşturulması gerekmektedir. Bunun için, ortak iletişim sistemleri üzerinden kayıtların yapılması tüm resmi ve yerel kurumlarda (imkânlar ölçüsünde sivil toplum kuruluşlarında) kolaylık ve Suriyeli vatandaşlara ulaşılabilirliği sağlayabilecektir. Böylece tüm kurumların aynı veriyi kullanması ortak sayılabilecek sorunların önemli bir kısmının aşılmasını sağlayabilecektir. 

•          Ortak veri tabanı uygulaması ile aynı zamanda paydaşlar arasında konu hakkında etkili iletişim ve etkileşimi de (yönetişim) mümkün kılacaktır. Bu durum, gerçekleştirilen faaliyetlerin tekerrürü ve/veya yetersizliği sorununu da ortadan kaldırabilecektir. Bu bağlamda, gerekli mevzuatların daha hızlı gerekçelendirilerek sistematik ve merkezi bir düzenleme ile oluşturulması, Suriyeli vatandaşların göç politikalarına ilişkin (konuya ilişkin) hususi yasal düzenlemelerin yapılması ve gerekli kaynak yapısının buna göre oluşturulması büyük öneme sahiptir.  

•          Türkiye’ye göçün başlangıç tarihinden bu yana gerçekleştirilen çalışmaların tamamının bir envanterinin çıkartılarak, genel durum değerlendirmesinin yapılması günümüze kadar geçen süreçte neler yapıldığının ve/veya yapılamadığının gerekçeli analizine imkân sağlayabilecektir.

Kaynakların nüfus ile orantılı dağılımında göç eden vatandaşların sayısının dikkate alınmaması hizmetlerde kalite ve verimliliği düşürmektedir.  

•          Devlet tarafından konuya ilişkin kamu kurum ve kuruluşlarına ve yerel idarelere yapılan kaynak aktarımının Suriyeli vatandaşların illerdeki dağılımı esas alınarak yapılması hizmet sunumunda kolaylık sağlayabileceği gibi, kaynak sorununun çözümünde de etkili olabilecektir. Bu bağlamda, devletin sınır bölgelerine yakın alanlarda “mülteci bütçesi” adı altında sadece sığınmacı yabancılara yönelik harcamaları için ayıracağı bir fon oluşturulması gerekliliğinin önemine özellikle vurgu yapılmıştır.

İç-dış paydaşların birlikteliği, ulusal ve uluslararası aktörlerin birlikteliği küresel nitelik yaşayan göç sorununun çözümünde daha etkili olabilecektir.  

•          Suriyeli misafirler ve diğer yabancı uyruklu misafirlerin Türkiye’deki yaşamlarına adaptasyon sürecinde uygulanması gereken politikaların sivil toplum kuruluşları ile ortaklaşa belirlenmesi ve göç nedeniyle ortaya çıkabilecek sorunların giderilmesinde ortak çözüm yollarının üretilmesi gerekmektedir.

•          Özellikle yerel yönetim birimleri kapsamında geçerliliği olan kanuni düzenlemelerde “yabancıları” kapsayan maddelerin düzenlenmesi; uygulama boyutuyla da her resmi ve yerel kurumda “Suriye Masası”nın oluşturularak iletişimde bütünlüğün sağlanması ortaya çıkabilecek bu sorunların minimuma inmesinde etkili olabilecektir.

Suriyeli vatandaşlardan aktif işgücü içerisinde yer alan çalışma ağındaki bireylerin iş hayatına entegrasyonu sığınmacı bireylerin iş hayatına dâhil olmaması toplumsal barışı önemli ölçüde zedelemektedir. 

•          Suriyeli vatandaşlara yönelik verilmesi gereken temel ve mesleki eğitimin paydaşlarla birlikte planlanarak, bu vatandaşların işgücü piyasalarına kayıtlı olarak entegre edilmeleri mülteci sorununun ekonomik ve sosyal yönlerden önemli boyutta çözümü olarak değerlendirilmektedir.

•          İstihdam edilebilirliğin önündeki engellerin kaldırılarak istihdam içerikli projelerin önceliklendirilmesi ve bu projelerin kendi içerisinde de illeri esas alacak şekilde önceliklendirilerek bütçelendirilmesi gerekmektedir.

Suriyeli vatandaşların sosyo-kültürel ve ekonomik yapılarından kaynaklanan farklılık uyumu güçleştirmektedir.

•          Öncelikle Türkçe dil eğitimi verilerek, takiben meslek edindirme kurslarının verilmesi ve sonrasında da psikolojik destek çalışmalarının yapılması öte yandan Suriyeli vatandaşların toplumsal yaşama adaptasyonunun kolaylaştırılmasını sağlamak amacıyla, sosyal yaşam alanlarında bu bireylere yönelik kendi dillerinde yapılmış bilgilendirme levhalarının yer alması, dil uyumlu kütüphanelerin oluşturulması, yerel medya kanallarının geliştirilmesi ve kitle iletişim araçlarından yararlanılarak gerekli yönlendirmelerin yapılması toplumsal olumsuzlukların giderilmesi anlamında sonuç getirebilecek uygulamalar arasında sayılabilir.   

Göç politikalarında yönetsel başarının sağlanması gerekliliği.

•          Göç Bakanlığı’nın kurulması ile insani yardım perspektifinde ortaya çıkan kurumlar arası koordinasyon eksikliği/yetersizliğinin de giderilmesinde etkili olabilecektir. Diğer yandan söz konusu kurum, sadece hizmet ve faaliyetlerin yönetimi anlamında değil, aynı zamanda kaynakların bu konuda yönetimi anlamında da önemli sayılabilecek bir misyon üstlenebilecektir.

•          Yerel yönetim birimlerinde mültecilerle ilgili birim kurulması gerektiği bir diğer öneridir.

Suriyeli vatandaşlara yönelik bilgilendirme ve yaşam alanlarının oluşturulması.

•          Kimlik ve hukuki haklara ilişkin düzenlemelerin yapılması, evliliklerin resmi kayıt altına alınması, Suriyeli vatandaşların diploma denkliklerine ilişkin gerekli düzenlemelerin yapılması, işyeri açma ve çalışmaya ilişkin işlemlerin Suriyeli vatandaşlar için kolaylaştırılması, Suriyeli yaşlı vatandaşlara yönelik ulaşım vb. alanlarda ayrıcalıklı düzenlemelerin yapılması talepleri Suriyeli vatandaşların oluşturduğu sivil toplum kuruluşları tarafından ortaya konulan ve dikkate alınması gereken tespitlerdir.

 İnsani yardımların planlanması gerekliliği.

•          Yabancı uyruklu vatandaşlara yönelik gerçekleştirilen yardımların denetimi konusunda gerekli yetkinin yerel yönetim birimlerinde olması gerekmektedir.

•          Amacına ulaşması bakımından insani yardımların planlanmasında yardımların “nitelik” ve “nicelik” itibariyle doğru saptanması gerekmektedir.

•          İnsani yardım süreklilik göstermelidir.

•          Yerel yönetim birimlerinden belediyelerin insani yardımların planlanması konusunda belirleyici/tamamlayıcı rol üstlenmesi gerektiği de önerilmiştir.

Yabancı sığınmacılara yönelik  yasal mevzuatın yeterli ve etkili hale getirilmesi. 

•          Yerel yönetim yasalarında sığınmacılara yönelik düzenlemelerin yer verilmesi göç politikalarının yönetiminde başarıya yol açacaktır.

•          Yerel yönetim yasaları diğer ilgili mevzuatın yabancılara ilişkin düzenlemeleri de içerecek şekilde yeniden yapılandırılması gerekmektedir. 

Son Güncelleme: 22.02.2017 10:23
Anahtar Kelimeler:
UCLG-MEWA
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner66

banner67