Bu haber kez okundu.

Dokunulmazlık Teröre Zırh Olamaz

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, "Türkiye'yi bölmek için yola çıkan kanlı terör örgütü PKK'nın siyasi maşası HDP milletvekilleri" hakkında yapılan hukuki işlemler etrafında başlatılan karalama kampanyalarını Türk milletinin ibretle izlediğini söyledi. 

Bahçeli, "Kanunları tanımıyorum diyenleri yargı önüne çıkartmak devletin asli görevidir. Burası Türkiye'dir. Burada, Kandil hukuku değil Türkiye Cumhuriyeti devletinin hukuku geçerlidir. Hiç kimse unutmasın ki tarihte Türkiye'ye ihanetin cezasız kaldığı hiç görülmemiştir." dedi. 

"Bu konuda sapla saman birbirine karışmış, ahlaki ve vicdani hiçbir sınır tanımayan senaryolar birbiri ardından sahneye konulmaya başlanmıştır." diyen Bahçeli, Cumhuriyet'i kurmakla övünen CHP'nin bu kampanyanın başını çekmesinin ve bölücü hainlere destek için seferber olmasının, siyasi tarihe kara bir leke olarak geçtiğini ifade etti. 

Türkiye Cumhuriyeti devletine meydan okuyan, hukuku tanımayan, bölücülüğü ve terör sözcülüğünü suç işleme imtiyazı olarak gören çevrelerin Avrupa'dan destek görmesinin, alışılagelen bir husumet ilanı ve siyasi riyakarlık olduğunu belirten Bahçeli, "Ancak demokratik meşruiyet zemininde siyaset yapan siyasi partilerin bu husumet korosuna katılmaları, demokratik rejimimiz açısından izahı zor bir garabet olmuştur. Ana muhalefet partisinin bölücü mihrakların avukatlığı rolüne soyunması hiçbir şart altında mazur görülemeyecektir. Seçimle gelmiş olmak, hiç kimseye teröre yardım ve yataklık yapma hakkı bahşetmeyecektir." diye konuştu. 

Seçilmişlerin terörle iç içe olmasının, her şeyden önce seçenlere ihanet olduğunu dile getiren Bahçeli, seçimle gelip seçimle gitmenin demokratik rejimlerin bir kuralı olduğunu vurguladı. 

Bahçeli, anayasal düzeni yıkmayı siyasi amaç olarak görenlerin, demokrasiye ihaneti rehber edinenlerin demokratik rejimin arkasına saklanmalarının meşru görülemeyeceğini belirterek, hukukun herkes için geçerli olduğunu, hukuka saygı göstermenin, demokrasiye saygının asgari gereği olarak görülmesi gerektiğini söyledi. 

Dokunulmazlığın teröre yardım ve yataklık yapılmasının zırhı olmayacağını belirten Bahçeli, şöyle konuştu: 

"Kaldı ki bunların dokunulmazlığı da kaldırılmıştır. Anayasayı ve hukuku yok sayarak suç işleyen herkes, adalet önünde hesap verecektir. 'Kanunları tanımıyorum' diyenleri yargı önüne çıkartmak devletin asli görevidir. Burası Türkiye'dir. Burada, Kandil hukuku değil Türkiye Cumhuriyeti devletinin hukuku geçerlidir. Hiç kimse unutmasın ki tarihte Türkiye'ye ihanetin cezasız kaldığı hiç görülmemiştir. Teröre bulaşanlara sahip çıkanların, teröristlerin maşalarının koruyuculuğu rolünü siyasi misyon olarak benimseyenlerin, demokrasi ve hukuk devletinden bahsetmeleri, olsa olsa bir kara mizah örneği sayılabilecektir. Kendileri gibi düşünmeyenleri payandalık yapmak ve yedek lastik olmakla suçlayanların, şimdi terörün krikosu ve terör çığırtkanlarının megafonu olmaları, kendileri açısından hazin bir tecelli olmuştur." 

"Türkiye bugün terörün tırmandığı ve bölücülüğün azdığı karanlık bir dönemden geçmektedir" diyen Bahçeli, PKK'nın hain saldırılarını sürdürdüğünü, aziz şehitlerin naaşlarının Türk milletini tarifsiz acılara gark ettiğini dile getirdi. 

Bahçeli, tepki selinin tüm Türkiye'yi sardığını, milli vicdanın galeyana geldiğini söyleyerek, şunları kaydetti: 

"Böyle bir ortamda herkesin milli sorumluluğunun bilinci içinde hareket etmesi, vatan sevgisinin asgari bir gereğidir. PKK terör örgütü, sadık maşaları hakkında başlatılan adli soruşturmayı Türkiye'yi karıştırmak ve yurt dışında imajını karalamak için sonuna kadar istismar edecektir. Bu şartlar altında, PKK'ya kullanacağı malzeme vermek, terörün amaçlarına hizmet etmekten başka hiçbir anlam ifade etmeyecektir. PKK'nın siyasi uzantılarının yasama çalışmalarını askıya almaları kendilerinin bileceği bir iştir. Türkiye Büyük Millet Meclisi görevinin başındadır. Hiç kimse terör maşalarının boykot kararının yasını tutacak değildir. CHP'nin de bunu bir matem vesilesi sayması, milli vicdanda karşılık bulmayacaktır. Türkiye'de demokrasiyi ve hukukun üstünlüğünü savunduğunu iddia eden sivil toplum kuruluşlarının ve siyasi partilerin, bu konu etrafında bir bardak suda fırtına koparmanın Türkiye'nin hayrına olmayacağını idrak etmeleri en samimi temennimizdir." 
-- 
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Türkiye’nin, milli güvenliğini tehdit eden ve milli çıkarlarını hedef alan gelişmeler karşısında fiili askeri güç kullanımını da içeren etkili bir caydırıcılık politikası izlemesinin kaçınılmaz olduğunu belirterek, "Sınır bölgemizde Irak ve Suriye topraklarında terörden arındırılmış güvenlikli bölge oluşturulmalıdır." dedi. 

Bahçeli, Türkiye'nin bugün çok ağır ve olumsuz şartların hüküm sürdüğü kritik bir dönemden, bir ateş çemberinden geçtiğini belirtti. 

İç ve dış güvenliğin çok ciddi tehlike ve tehditlere maruz kaldığını vurgulayan Bahçeli, Türkiye’nin sınır bölgelerinin ötesinde Türkiye’ye muhasım oluşumlara karşı her türlü önleyici ve caydırıcı tedbirleri almasının, uluslararası hukuktan kaynaklanan meşru müdafaa hakkının bir gereği olacağını söyledi. 

Bu kapsamda, Türkiye’nin kırmızı çizgilerini hiçe sayarak Fırat’ın batısına geçen PYD unsurlarının Menbiç’ten çıkarılmasının önem taşıdığına dikkati çeken Bahçeli, "PYD, maalesef bugün müttefikimiz ABD’nin Suriye’deki kara gücü haline gelmiştir. ABD, PKK ile özdeş olan bu terör örgütüne silah ve lojistik destek vermekte, bu yolla adeta terörü ödüllendirmektedir. Bu tutumun dostluk ve ittifak ilişkileri ile bağdaşmadığı çok açıktır. ABD, Suriye’deki IŞİD terörünü başka bir terör örgütünün yardımıyla tasfiye etme gafletine düşmüştür." ifadesini kullandı. 

Bahçeli, bunun çıkmaz bir yol olduğunu hala görmeyen ABD'nin, PYD’ye verdiği destekle PKK terörüne ortaklık yaptığını bildirdi Devlet Bahçeli, "Terörle dostluk, hiç kimseye hayır getirmemiştir. Eli kanlı teröristlerle taktik ortaklığı, Türkiye’nin dostluğuna tercih eden ABD, bu acı gerçekle er ya da geç karşılaşacaktır." değerlendirmesinde bulundu. 

Türkiye-Suriye sınırına mücavir alanlarda Türkiyesiz bir askeri-siyasi denklem oluşturulmasının sürdürülebilir olmadığını, ABD'nin bu konuda da “siyasi miyopluk” içinde olduğunu dile getiren Bahçeli, şöyle devam etti: 

"Türkiye’nin, milli güvenliğini tehdit eden ve milli çıkarlarını hedef alan gelişmeler karşısında fiili askeri güç kullanımını da içeren etkili bir caydırıcılık politikası izlemesi kaçınılmazdır. Bu Türkiye için bir beka sorunu haline gelmiştir. Bunun için gerektiğinde askeri harekat yapılmalı ve sınır bölgemizde Irak ve Suriye topraklarında terörden arındırılmış güvenlikli bölge oluşturulmalıdır." 

Bahçeli, MHP'nin, hükümetin milli güvenlik için alacağı etkili tedbirleri bütünüyle destekleyeceğini ifade etti. 

Bahçeli, Gülen çetesinin devlet ve toplum hayatını 8 ayaklı bir ahtapot gibi sarmaladığını, bunların "TSK, Yargı, Emniyet, Kamu kurum ve kuruluşları, basın ve yayın organları, sosyal medya, üniversiteler ve eğitim kurumları, iş dünyası, siyaset kurumu, siyasi partiler olduğunu söyledi. 

15 Temmuz sonrası FETÖ’nün sekiz ayağından yedisinde devlet kendini korumak için tedbirler almaya başladığını belirten Bahçeli, şu görüşleri aktardı: 

"Ancak, 8. ayak açıkta kalmış, FETÖ’nün ve 15 Temmuz darbe girişiminin siyasi ayakları hala açıklığa kavuşamamıştır. 15 Temmuz darbesinin siyasi kadroları ve FETÖ’nün siyasi bağlantıları, siyaset kurumu içindeki unsurları ve uzantıları olmak üzere birbiriyle bağlantılı iki hayati konu esrarını korumaktadır. Bu iki konuda hiçbir gelişme kaydedilmemesi, bunların hala aydınlığa kavuşturulmamış olması çok vahimdir, çok manidardır ve izaha muhtaç koskoca bir garabettir. Bunlar açığa çıkarılmadan, ne FETÖ anlaşılabilecek ne de 15 Temmuz darbe girişimi tüm yönleriyle aydınlanabilecektir." 

Bahçeli, siyasi ayaklar ortaya çıkarılmadan, FETÖ ile mücadelenin topal kalacağı, bu habis terör örgütünün kökünün kazınmasının mümkün olamayacağı uyarısında bulundu. 

"Darbe talimatını verenin Fethullah Gülen olduğu açıktır" diyen Bahçeli, şunları kaydetti: 

"Ancak, 15 Temmuz darbesini Türkiye’de yönetecek ve icra edecek askeri lideri ve üst düzey yönetici kadroları belli değildir. TRT genel müdürü bellidir ama kabinedeki sivil bakanlar hala muammadır. Böyle bir askeri darbe planlaması olamayacağı gün gibi aşikardır. Teröristbaşı Fethullah Gülen’in ve darbeyi planlayanların, siyasi kadroları belirlemeyi atlamış olduklarını; ya da 'Biz darbeyi önce bir yapalım, siyasi kadroları sonra belirleriz' demiş olduklarını düşünmek bile akla ziyandır. 

AKP hükümetinin; elde ettiği istihbarat bilgileri, soruşturmalardaki şüpheli ifadeleri ya da aramalarda ele geçirilen belgelerden bu siyasi kadrolar hakkında somut ipuçlarına ulaşmış olabileceği düşünülmektedir. Bunlar gerçekten hala bilinmiyorsa, o zaman ortada çok ciddi ve çok vahim bir durum var demektir. 15 Temmuz sonrası FETÖ bağlantılı soruşturmalar, ayıklama ve tasfiye süreci tek bir kuruma doğru dürüst uğramamıştır. Bu da siyaset kurumudur." 

(Meclis Haber)

Anahtar Kelimeler:
Devlet Bahçeli
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

son dakika haber kolaj