Bu haber kez okundu.

Mücadelemizin En Büyük Gücü Millettir
Cumhurbaşkanlığı Külliyesindeki resepsiyonda konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, 93 yıl önce kurulan Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin tarihten silinmeye çalışılan bir milletin şahlanışının sembolü olduğunu vurgulayarak, “Cumhuriyeti bir kopuş olarak değil, bir devamlılık, yeni ve daha güçlü bir başlangıç olarak görmeliyiz. Türkiye Cumhuriyetini, Cumhurbaşkanlığı Forsundaki 16 yıldızda anlamını bulan 2 bin 200 yıllık devlet geleneğimizin, bu topraklardaki bin yıllık varlığımızın son halkası olarak değerlendiriyorum” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, eşi Emine Erdoğan ile birlikte 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı münasebetiyle bir resepsiyon verdi. Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleşen resepsiyona; siyaset, sanat ve iş dünyasından kamuoyu tarafından bilinen pek çok kişinin yanı sıra şehit yakınları ile gazi ve gazi yakınlarından oluşan kalabalık bir davetli grubu katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhuriyet Bayramı resepsiyonunda bir konuşma yaptı.
 

“MİLLETİMİZİN VARLIK-YOKLUK MÜCADELESİNDE CANLARINI FEDA EDEN TÜM ŞEHİTLERİMİZE ALLAH’TAN RAHMET DİLİYORUM”

Resepsiyonu teşriflerinden dolayı davetlilere teşekkür eden; davetlilerin ve onların şahsında yurt içinde ve yurt dışında yaşayan tüm vatandaşların Cumhuriyet Bayramını kutlayarak konuşmasına başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödüllerine layık görülen sanatçıları tebrik etti.

Bir yandan Cumhuriyetin 93. yılına ulaşmanın gurur ve mutluluğunu yaşarken, diğer taraftan da 15 Temmuz’da ve terörle mücadelede verilen şehitlerin burukluğunu yüreğinde hissettiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “15 Temmuz’da kurşunların hedefi olan kardeşlerim başta olmak üzere, bugüne kadar milletimizin varlık-yokluk mücadelesinde gözlerini kırpmadan canlarını feda eden tüm şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum” dedi.

“BU COĞRAFYADA VARLIĞIMIZI İDAME ETTİRMEK İÇİN BÜYÜK BEDELLER ÖDÜYORUZ”

Her bir karışı, mübarek şehit kanıyla mayalanmış olan bu toprakları millete vatan kılan, şehit ve gazilerimizin fedakârlık ve kahramanlığı olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Anadolu’nun kapılarını açtığımız 1071 Malazgirt Zaferinden beri, bu coğrafyada tutunmak, varlığımızı idame ettirmek için büyük bedeller ödüyoruz. Hiçbir kazanımımız kolay olmadı, hiçbir zafer bizlere altın tepside sunulmadı. 29 Ekim 1923’de ilan ettiğimiz Cumhuriyetimiz de, Kurtuluş Savaşı boyunca genci-yaşlısı, kadını-erkeğiyle toprağa düşen canların eseridir. Cumhuriyet, tüm imkânsızlıklara ve zorluklara karşı Gazi Mustafa Kemal liderliğinde yürütülen destansı bir mücadelenin ürünüdür” diye konuştu.

93 yıl önce kurulan Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin tarihten silinmeye çalışılan bir milletin şahlanışının, varlığını tüm dünyaya haykırışının sembolü olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhuriyetin bir kopuş olarak değil; bir devamlılık, yeni ve daha güçlü bir başlangıç olarak görülmesi gerektiğini söyledi ve ekledi: “Türkiye Cumhuriyetini, Cumhurbaşkanlığı Forsundaki 16 yıldızda anlamını bulan 2 bin 200 yıllık devlet geleneğimizin, bu topraklardaki bin yıllık varlığımızın son halkası olarak değerlendiriyorum.”

“15 TEMMUZ GECESİ, ÜLKEMİZİN DÖRT BİR YANINDA KAHRAMANLIK HİKÂYELERİ YAŞANDI”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerinin devamında şunları söyledi: “Bu geleneğin mirasçısı olan aziz milletimin, meselenin vatan olduğu her durumda ve her zaman, tıpkı Çanakkale’de ve İstiklal Harbinde olduğu gibi canını feda etmeye hazır olduğunu biliyorum. Nitekim 15 Temmuz gecesi ülkemizin dört bir yanında yaşanan kahramanlık hikâyeleri bunun en açık karinesidir. 15 Temmuz’da darbecilere meydanları dar edenler, Seyit Onbaşı’nın, Şerife Bacı’nın, Nene Hatun’un, Sütçü İmam’ın ve daha binlercesini sayabileceğimiz kahraman ecdadın varislerinden başkası değildir. O gece en modern silahlara sahip darbecileri bozguna uğratanlar, dilinde duasından, elinde bayrağından, yüreğinde imanından başka silahı olmayan vatan evlatlarıdır. Onların elinde silah yoktu, Onlar F16’lara binmiyorlardı. Onlar silahla donanmış helikopterlerle karşı düşmana yürümüyorlardı. Onlar tankla yürümüyorlardı. Tam aksine onlar İstiklal Marşımızda olduğu gibi ‘Arkadaş yurduma alçakları uğratma sakın / Siper Gövdeni, dursun bu hayâsızca akın / Doğacaktır sana vadettiği günler Hakk’ın / Kim bilir belki yarın, belki yarından da yakın’ diyerek göğsünü silahlara siper ediyordu. Onlar istiklal Marşını tam manasıyla ruhuna sindirmişti. Bu milletin bir mensubu olmaktan hepimiz gurur duymalıyız. Ben milletimle gurur duyuyorum, iftihar ediyorum. Ne mutlu bizlere ki Rabbim bizleri bu milletin bir ferdi olarak, bu vatanın bir evladı olarak yarattı.”

“BU DEVLETİN ASIL SAHİBİNİN MİLLET OLDUĞU, 15 TEMMUZ GECESİ BİR KEZ DAHA TESCİLLENDİ”

Milletin bugününe ve geleceğine istikamet çizecek çok önemli bazı soruların, 15 Temmuz gecesi cevap bulduğuna inandığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yıllarca bürokratik oligarşinin veya bir avuç seçkinin kendi mülkü gibi gördüğü bu devletin asıl sahibinin millet olduğu, 15 Temmuz gecesi bir kez daha tescillenmiştir. O gece, devletinin imdadına yetişen millet bu vatanı ve bu devleti kimseye bırakmayacağını açıkça göstermiştir” görüşlerine yer verdi.

“Bu ülkede çobanla sanatçının, amirle memurun, zenginle fakirin oyunun niçin eşit olduğunu, o gece herkesin idrak ettiğine inanıyorum” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının devamında şu değerlendirmelerde bulundu: “Milletimizin irfanının genişliğine, basiret ve ferasetinin derinliğine hep birlikte bir kez daha şahit olduk. Milletimizin, yıllarca ‘göbeğini kaşıyan adam’ örneğinde olduğu gibi, ötekileştirilmeye çalışılan kesiminin, toplumun asıl omurgasını teşkil ettiğini 15 Temmuz’da anlayamayanın kalp gözü mühürlenmiş demektir. Demokrasinin sadece sözünü edip, kaymağını yiyenlerin hiçbiri ortada yokken, o gece demokrasiye işte milletin bu kesimi sahip çıkmıştır. 29 gün 29 gece demokrasi nöbetleri ile sabahlara kadar meydanları dolduranlar bunun en açık ispatıydı. Bizlere düşen bir daha böyle acı hadiseler, ihanetler yaşamamak için, geride bıraktığımız bu musibetten gereken dersleri çıkarmaktır.”

Yeni Türkiye davası yolunda verdikleri mücadelede en büyük gücü milletin oluşturduğuna vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu durumun 100 yıl önce de, 93 yıl önce de böyle olduğunu söyledi ve şu ifadelere yer verdi: “Bakınız Gazi Mustafa Kemal, karamsarlığın adeta bir karabulut gibi ülkeye çöreklendiği bir dönemde ne diyor: ‘Milletimiz çok büyüktür. Hiç korkmayalım. O, esaret ve zillet kabul etmez.’ Evet, dünyanın en güçlü ordularına karşı Kurtuluş Savaşını başlattığında Gazi’nin en büyük güven kaynağı, ne top, ne tank, ne de cephaneydi. Gazi, inanıyorum ki önce Allah’a, sonra da karakterine esaret yakıştıramadığı bu millete güveniyordu. Biz de bugün aynı inançla yolumuza devam ediyoruz.”

Gazi Mustafa Kemal’in “Millî mücadelenin maksat ve gayesi tam istiklâlini ve kayıtsız-şartsız egemenliğini sağlamak ve sürdürmektir” cümlesiyle ortaya koyduğu hedefi gerçekleştirmek için tüm güçleri ile çalıştıklarının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk milletinin 93 yıl önce varlığına, vatanına ve bağımsızlığına kast eden işgalcilere ve yerli iş birlikçilerine karşı verdiği mücadeleyi, bugün de farklı bir şekilde sürdürdüğünü kaydetti.

“NE SURİYE’DE NE IRAK’TA KİMSEDEN TALİMAT ALMAYA ASLA İHTİYACIMIZ YOK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti: “Terör örgütlerine, sınırlarımızın hemen yanı başındaki fitne yuvalarına karşı yürüttüğümüz savaşı da, inşallah, zaferle neticelendireceğiz, bundan kimsenin şüphesi olmasın. Biz, bizim için tehdit olan ne Suriye’de ne Irak’ta kimseden talimat almaya asla ihtiyacımız yok, tahammülümüz de yok; bunun da böyle bilinmesini istiyorum. Yapılacak tek şey vardır; herkes konumunu iyi bilecek. 911 kilometre Suriye’de 350 kilometre Irak’ta sınırı olan bir Türkiye olacağız, her an oralardan bizlere bir tehdit yansıması olacak, biz de bunlara karşı sessiz duracağız; yok böyle bir şey. Olamaz, çünkü bu milletin karakterinde böyle bir şey yoktur, bundan sonra da olmayacaktır. Türkiye’nin devlet adamları, siyasetçileri, bürokratları, sanatçıları, sporcuları, işverenleri olarak bize düşen, asla ümitsizliğe kapılmadan inançla, azimle çaba göstermektir, çünkü bu ülke ve millet önüne çıkartılan her türlü badireyi aşacak güce ve dirayete sahiptir.”

Konuşmasının sonunda başta Cumhuriyetin banisi Gazi Mustafa Kemal olmak üzere Türkiye’nin istiklal ve istikbal mücadelesinin tüm kahramanlarını rahmet ve tazimle yâd ettiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini, “Bin yıldır bu toprakların vatanımız olması için hiçbir fedakârlıktan kaçınmayan şehitlerimize Allah’tan rahmet, gazilerimize sağlık, sıhhat, afiyet diliyorum. Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun, nice Cumhuriyet Bayramlarında Rabbim bizlere inşallah birlikte geleceğe yürümeyi nasip etsin” temennileriyle tamamladı.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

son dakika haber kolaj