Marmara Denizi'nde İstanbul Adalar açıklarında dün öğle saatlerinde başlayan sismik hareketlilik devam ediyor. Bölgede dünden bu yana büyüklükleri 1,1 ile 3,2 arasında değişen çok sayıda deprem kaydedildi.
Yaşanan hareketlilik, kamuoyunda beklenen olası büyük İstanbul depremine ilişkin endişeleri yeniden gündeme getirdi.
Bektaş'tan 1963 Depremi Hatırlatması
Prof. Dr. Osman Bektaş, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda Adalar Fay Zonu'ndaki geçmiş deprem ve güncel mikrodeprem hareketliliğine dikkat çekti.
Bektaş, Armijo ve Carton'un da aralarında bulunduğu araştırmacıların deniz tabanına yönelik çalışmalarda, Adalar Fay Zonu'nda 20-30 kilometre uzunluğunda genç bir fay kırığı tespit ettiğini ve bu yapının 1963 yılında meydana gelen 6,3-6,4 büyüklüğündeki depremle ilişkilendirildiğini belirtti.
Bektaş, aynı fay zonunda bugün yoğun mikrodeprem aktivitesinin görüldüğünü ifade etti.
Üşümezsoy: Mikro Depremler Tek Başına İşaret Değil
Prof. Dr. Şener Üşümezsoy ise Büyükada çevresinde kaydedilen küçük depremlerin, tek başına büyük bir depremin yaklaştığı şeklinde yorumlanamayacağını söyledi.
Ana fay hattında olağan dışı bir hareketlilik bulunmadığını savunan Üşümezsoy, Adalar fayının büyük ve yıkıcı bir deprem üretmesini beklemediğini ifade etti.
Üşümezsoy, son sarsıntıların doğrudan Adalar fayından kaynaklanmadığını, Büyükada'nın güneyindeki daha küçük fay segmentlerinde meydana gelen hareketlerle ilişkili olabileceğini belirtti. Bu hareketliliğin, bölgede daha önce biriken stresin küçük ölçekli boşalması olarak değerlendirilebileceğini kaydetti.
1999 Marmara Depremi'nin ardından da bölgede benzer nitelikte küçük sarsıntılar yaşandığını belirten Üşümezsoy, mevcut hareketliliğin daha önce ortaya konulan fay haritalarıyla uyumlu olduğunu ifade etti.
Üşümezsoy, Büyükada açıklarında meydana gelen mikro depremlerin tek başına orta veya büyük bir depremin yaklaştığını gösteren güvenilir bir işaret olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi.