Arefe gününün önemi ve Kurban Bayramı


Kıymetli geceye kendinden sonra gelen günün ismi verilir. Fakat Arefe ve Kurban bayramının üç gecesi böyle değildir. Bu dört gece, bugünleri takip eden gecelerdir. Arefe, yalnız Zilhiccenin 9. günüdür. Başka güne Arefe denmez.
Arefe günü yapılacak işlerden bazıları şunlardır:
1- Arefe günü sabah namazından, Kurban bayramının dördüncü günü ikindi namazına kadar, erkek-kadın herkes, cemaatle kılsın, yalnız kılsın, 23 vakit farz namazda selam verir vermez, “Allahümme entesselam...” demeden önce, bir kere, vacib olan teşrik tekbirini söylemeli, yani, “Allahü ekber, Allahü ekber. La ilahe illallahü vallahü ekber, Allahü ekber ve lillahil-hamd” demelidir.
Camiden çıktıktan veya konuştuktan sonra, artık teşrik tekbirini okumak gerekmez. (Halebi)
2- Zilhiccenin ilk dokuz günü oruç tutmak sevaptır; fakat Arefe günü oruç tutmak daha çok sevaptır.
Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
“Arefe günü oruç tutana, Âdem aleyhisselamdan, Sûr’a üfürülünceye kadar yaşamış bütün insanların sayısının iki katı kadar sevap yazılır.” [R. Nasıhin]
“Arefe günü tutulan oruç, bin gün [nafile] oruca bedeldir.” [Taberani]
“Arefede tutulan oruç, iki bin köle azat etmeye, iki bin deve kurban kesmeye ve Allah yolunda cihad için verilen iki bin ata bedeldir.” [T. Gafilin]
“Arefe günü [Besmele ile] bin İhlas okuyanın günahları affolup duası kabul olur.” [Ebuşşeyh]
“Arefe günü tutulan oruç, geçmiş ve gelecek yılın günahlarına kefaret olur.” [Müslim]
“Şeytan, Arefe gününden başka bir günde daha zelil, rezil, hakir ve kinli görülmez.” [İ. Malik]
“Allahü Teâlâ, Arefe günü kullarına nazar eder. Zerre kadar imanı olanı affeder.” [Gunye]
“Rahmet kapıları dört gece açılır. O gecelerde yapılan dua, reddolmaz. Ramazan ve Kurban bayramının birinci gecesi, Berat ve Arefe gecesi.” [İsfehani]
3- Bugünü fırsat bilip dua etmeli! Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
“Duanın faziletlisi, Arefe günü yapılanıdır.” [Beyheki]
4- Arefe gününü ibadetle, zikirle, tefekkürle geçirmeli, insanlara iyilik etmeye çalışmalı! Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
“Arefe gününe hürmet edin! Arefe, Allahü Teâlâ’nın kıymet verdiği bir gündür.” [Deylemi] (Hürmet etmek, günah işlememekle olur.)
“Allahü Teâlâ, Arefe günü zerre kadar imanı olanı affeder.” [Gunye]
“Arefe gecesi ibadet eden, Cehennemden azat olur.” [S. Ebediyye] (İbadet olarak, ilim öğrenmek en faziletlisidir. İlmihâl okumakla en uygun ilmi öğrenmiş oluruz.)
“Arefe günü, kulağına, gözüne ve diline sahip olan mağfiret olur.” [Taberani]
Kulağına sahip olmak, gıybet, çalgı gibi haram olan şeyleri dinlememektir. Eğer biz istemeden kulağımıza gelmişse, bize günah olmaz. Gözüne sahip olmak da, haram olan şeylere bakmamak ve mubah olarak baktığı şeylerden ibret almaktır. Diline sahip olmak ise, yalan söylememek, dedikodu etmemek, laf taşımamak, kötü söz söylememek, hatta boş şey konuşmamak, kimseyi diliyle incitmemek demektir. Bunlara riayet eden, Arefe gününü değerlendirmiş olur.
 
Arefe gününü nasıl değerlendirmeli?
Arefe günü sabah namazından, bayramın dördüncü günü ikindi namazına kadar, 23 farz namazın bitiminde selam verince, teşrik tekbiri okumak vacibdir. Bir kere, (Allahü ekber, Allahü ekber, la ilahe illallahü, vallahü ekber, Allahü ekber ve lillahil-hamd) denir. Camiden çıktıktan veya konuştuktan sonra okumak gerekmez. İmam tekbiri unutursa, cemaat terk etmez. Erkekler, yüksek sesle okuyabilir. Bu tekbir getirilen günler, Arefe, bayram ve eyyam-ı teşrik denilen üç gündür, hepsi beş gün ediyor. İlk güne Arefe, ikinci güne bayram, Zilhiccenin 11., 12. ve 13. günü olan diğer üç güne de, eyyam-ı teşrik [teşrik günleri] deniyor.
 
Kurban Bayramı
Bayram günlerinin de fazileti büyüktür. Kurban bayramının 1.2.3. günlerinden sonraki gecelere Kurban bayramı geceleri denir. (Ramazan-ı şerifin son günü ile bayramın ilk günü arasındaki geceye de Ramazan bayramı gecesi denir.)
Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
“Ramazan ve Kurban bayramının gecelerini ihya eden kimsenin kalbi, kalblerin öldüğü gün ölmez.” [İbni Mace, Taberani]
“Rahmet kapıları dört gece açılır. O gecelerde yapılan dua, tevbe reddolmaz. Ramazan ve Kurban Bayramı'nın birinci geceleri, Berat Gecesi ve Arefe Gecesi.” [İsfehanî]
“Şu beş gecede yapılan dua geri çevrilmez. Regaib gecesi, Berat gecesi, Cuma gecesi, Ramazan ve Kurban bayramı gecesi.” [İbni Asakir]
 
12, 13, 14, 15 Eylül 2016 günlerinde kutlanacak olan Kurban Bayramında erken kalkmak, gusletmek, misvak kullanmak, güzel koku sürünmek, yeni ve temiz elbise giymek, sevindiğini belli etmek, yüzük takmak, karşılaştığı müminlere güler yüzle selam vermek, fakirlere çok sadaka vermek, İslamiyet’e doğru olarak hizmet edenlere yardım etmek, dargınları barıştırmak, akrabayı, din kardeşlerini ziyaret etmek, onlara hediye götürmek sünnettir. Bayram gecelerini ihya eden, büyük saadete kavuşur. Kurban Bayramı geceleri, bayramın 1., 2. ve 3. gününden sonraki gecelerdir. İki hadis-i şerif:
“Bayram gecelerini ihya edenin kalbi, kalblerin öldüğü günde ölmez.” [Taberanî]
Ramazan bayramında bayram namazından önce tatlı yemek, hurma yemek, hurmayı 1, 3, 5 gibi tek adet yemek, teke riayet etmek, sünnettir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
“Allahü Teâlâ tektir, teke riayet edeni sever.” [Buhari]
 
Bayram günleri sevinmek, neşelenmek gerekir. Hazret-i Ebu Bekir, kızı Âişe validemizin evine gidince, iki cariyenin tef çalıp oynadığını gördü. Ensar-ı kiramın kahramanlıklarını övüyor, destan söylüyorlardı. Hazret-i Ebu Bekir, Resulullah’ın evinde böyle şey yapılmasının uygun olmayacağını bildirerek, onların susmalarını söyledi. Düğünlerde ve bayramlarda, kadınların def çalmaları caiz olduğu için, Peygamber efendimiz, Hazret-i Ebu Bekir’e, “Onlara mani olma! Her kavmin bir bayramı vardır, bu da bizim bayramımızdır. Bayram, sevinç günleridir” buyurdu. (Buhari)
Dargın olanların, bayramı beklemeyip, hemen barışması gerekir. Allahü Teâlâ’yı ve Peygamber efendimizi seven, insanların kusurlarına bakmaz, hoşgörülü olur. İyi insan, [mümin], herkesle iyi geçinir. Başkalarına sıkıntı vermediği gibi, onlardan gelecek eziyetlere de katlanır. Bir kusuru için kimseye darılmamak gerekir.
 
Dargınlık olsa bile üç günden fazla sürmemeli. Şayet bayrama kadar süren bir dargınlık olduysa, daha fazla gecikmeden barışmalı. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
“Birbirinizle münasebeti kesmeyin! Birbirinize arka çevirmeyin! Birbirinize kin ve düşmanlık beslemeyin! Birbirinizi kıskanmayın! Ey Allah’ın kulları kardeş olun! Bir Müslüman’ın diğer kardeşine darılarak üç günden çok uzaklaşması helâl değildir.” [Buhari]
“Müslüman’a üç günden fazla dargın duran Cehenneme gider.” [Nesai]
“Birbirine dargın iki kişiden, hangisi önce selam verirse, günahları affolur. Verilen selamı öteki almazsa, melekler alır. Selam almayana da şeytan, sevinçle iltifatta bulunur.” [İbni Ebi Şeybe]
“Müminin kardeşine üç günden çok dargın durması caiz değildir. Üç gün sonra, ona selam verip hatırını sormalıdır. Onun selamını alırsa, birlikte sevaba ortak olurlar. Selamını almazsa günaha girer. Selam veren de küs durma mesuliyetinden kurtulmuş olur.” [Ebu Davud]
“Din kardeşiyle bir yıl dargın duran, onu öldürmüş gibi günaha girer.” [Beyheki]
“Ameller, pazartesi ve perşembe günleri Allahü Teâlâ’ya arz olunur. Allahü Teâlâ da, kendisine şirk koşmayan herkesi affeder. Ancak bu mağfiretten, birbirine kin tutan iki kişi istifade edemez. Allahü Teâlâ, “O iki kişi barışıncaya kadar amellerini bana getirmeyin” buyurur.” [İ. Malik]
“İki kişi, birbirine dargın olarak ölürse, Cehennemi görmeden Cennete giremez. Cennete girseler de birbiriyle karşılaşamazlar.” [İbni Hibban]
 
Ramazan gittiği için değil, günahlarımızın affolduğu için, büyük sevab ve nimete kavuştuğumuz için bayram yapıyoruz. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
“Bayram sabahı Müslümanlar, namaz için camilerde toplanınca Allahü Teâlâ meleklere, ‘İşini yapıp ikmal edenin karşılığı nedir?’ diye sorar. Melekler de, ‘Ücretini almaktır’ derler. Allahü Teâlâ da, ‘Siz şahit olun ki, Ramazandaki oruçların ve namazların karşılığı olarak, kullarıma kendi rızamı ve mağfiretimi verdim. Ey kullarım, bugün benden isteyin, izzet ve celâlim hakkı için istediklerinizi veririm’ buyurur.” [Beyheki]
Peygamber efendimiz, “Ramazan ayının son günü Allahü Teâlâ, oruç tutanları affeder” buyurunca, Eshab-ı kiram, “Ya Resulallah, o gün Kadir gecesi mi?” diye sual etti. Onlara, “Bilmez misiniz ki, iş yapana, işi bitirince ücreti verilir” buyurdu. (Beyheki)
Bunları bilen Müslüman nasıl sevinmez ve bayram etmez? Bayram günleri sevinmek, neşelenmek gerekir. Hazret-i Ebu Bekir, kızı Âişe validemizin evine gidince, iki cariyenin def çalıp oynadığını gördü. Ensar-ı kiramın kahramanlıklarını övüyor, destan söylüyorlardı. Hazret-i Ebu Bekir, “Resulullah’ın evinde böyle şey yapılmaz, susun” dedi. Düğünlerde ve bayramlarda, kadınların def çalmaları caiz olduğu için, Peygamber efendimiz hazret-i Ebu Bekir’e, “Onlara mani olma! Her kavmin bir bayramı vardır, bu da bizim bayramımızdır. Bayram, sevinç günleridir” buyurdu. (Buhari)
Hazret-i Ali, “Bugün, orucu kabul edilenlerin ve günahları affedilenlerin bayramıdır” buyurdu. Hadis-i şerifte de, “Ramazan ayında, içkiye devam eden, ana babasına âsi olan ve sıla-i rahmi terk eden hariç, herkesin günahları affolur” buyuruldu. (Gunye)
Eğer bunlar tevbe ederse, Allahü Teâlâ günahlarını affeder. Ramazandaki sevablar bilinseydi, “Her gün ramazan olsa” denirdi. Hadis-i şerifte, “Ramazan ayındaki özel sevablar bilinmiş olsaydı, bütün yılın ramazan olması istenirdi” buyuruldu. (Ebu Nasr)
Ne mutlu günahlardan sakınarak oruç tutanlara… Bunlar, asıl bayramı ahirette yapacaklardır!
 
Bayram geceleri
Dürr-ül muhtar kitabının itikâf bahsinde şöyle deniyor:
Bil ki, geceler günlere tâbidir. Bundan, yalnız Arefe gecesiyle Kurban bayramı geceleri müstesnadır. İnsanlara kolaylık olmak için, bu geceler, geçen gündüzlerine tâbidir. Velvalciyye'nin kurban bahsinde de beyan edilmiştir.
 
Bayramda yiyip içmek
Mektubat’ta, “Bayramda yiyip içmek, yıllarca nafile oruçtan daha sevabdır” buyuruluyor. Burada sevab olan, yiyip içmek değil, oruç tutmayarak Allahü Teâlâ’nın emrine uymaktır. Bayram günü oruç tutmak haram olduğu için, oruç tutmamanın, yani dinin emrine uymanın, nafile oruçtan daha kıymetli olduğu bildiriliyor.
 
Bayram ziyaretleri
Fâsık olan, günah işlememize sebep olacak akrabayı ziyaret lazım değildir. Fakat salih olan akrabayı ziyaret gerekir. Salih arkadaşları ziyaret de çok sevaptır. Ziyaret, yalnız Allah rızası için olmalıdır.
 
Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
“Bir kimse, köydeki arkadaşını ziyarete gider. Hak Teâlâ, buna bir melek gönderir. Melek o adama der ki:
- Böyle nereye gidiyorsun?
- Bu köyde bir arkadaşım var. Onu ziyarete gidiyorum.
- Bunun sana bir iyiliği, bir yardımı dokundu da onun için mi gidiyorsun?
- Hayır, sırf Allah rızası için ziyaretine gidiyorum.
- Müjdeler olsun sana! Beni Allahü Teâlâ gönderdi. Hiçbir karşılık beklemeden arkadaşını ziyarete gittiğin için Allahü Teâlâ’nın sevgisine mazhar oldun.” [Hakim]
“Hiç bir kul yoktur ki, din kardeşini Allah için ziyaret etsin de, bir melek, ‘Ne iyi ettin, Cennet sana helal olsun’ demesin. Allahü Teâlâ da buyurur ki: ‘Kulum beni ziyarete geldi. Bana da onu ağırlamak düşer’.” [Ebu Ya’la]
Hikmet ehli diyor ki:
“Ziyareti terk etme, seni unuturlar. Pek sık da gitme senden bıkarlar.”
Allah rızası için Müslüman’ı ziyaret etmek çok sevaptır. Âlimi, fakiri ve salih akrabayı ziyaret daha çok sevaptır.
Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
“Âlimi ziyaret eden, beni ziyaret etmiş gibi sevap alır.” [Taberani]
Salih akrabayı hiç olmazsa, haftada veya ayda bir ziyaret etmeli, kırk günü geçirmemelidir! Uzak ülkede ise mektupla, telefonla gönlünü almalı, dargın ise barışmalıdır.
Ev sahibi imam olur. Yahut onun tayin ettiği zat imam olur. Bir kimse, layık olsa da, teklif edilmeden ziyarete gittiği yerde imamlığa geçmemelidir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
“Bir kavmi ziyarete giden, onlara imamlık yapmasın!” [Tirmizi]
 
El öpmek
Bayramda herkesin eli öpülmez. Ana babanın, bir de âdet olduğu için yaşlı akrabaların elini öpmek caizdir. Arkadaşın elini öpmek haramdır. Kadın kocasının elini öpebilir, fakat kendine namahrem yani yabancı erkeğin, erkek de yabancı kadının, zaruret olmadıkça, elini öpemez. Eli öpülmesi caiz olan kişilerin, ellerini öperken, alna gerekmez, değdirilirse de, âdet olduğu için mahzuru olmaz.
 
Bayram Namazı
Bayram namazı şu şekilde kılınır:
1- Önce “Niyet ettim vacip olan bayram namazını kılmaya, uydum hazır olan imama” diye niyet ederek, namaza durulur. Sonra “Sübhaneke” okunur.
2- Sübhanekeden sonra eller üç defa tekbir getirerek kulaklara kaldırılıp, birinci ve ikincisinde iki yana bırakılır. Üçüncüsünde, göbek altına bağlanır. İmam önce Fatiha, sonra bir sure okur ve beraberce rükuya eğilinir.
3- İkinci rekatta, imam önce Fatiha ve bir sure okur. Sonra iki el üç defa tekbir getirerek kaldırılır. Üçüncüde de yanlara bırakılır. Dördüncü tekbirde elleri kulaklara kaldırmayıp, rükuya eğilinir.
Kısaca: İki salla, bir bağla, üç salla, bir eğil diye ezberlenir.
 
Şafii’de bayram namazı
Bayram namazı, mukim, misafir, hür ve köle için müekked sünnettir. Vakti, bayram günü, güneş doğduktan sonra girer ve zeval vaktine kadar devam eder. Güneşin, bir mızrak boyu yükselinceye kadar geciktirilmesi efdaldir. İmamın, namazdan önce ve sonra; nafile namaz kılması mekruhtur. Bayram namazı, sahrada da kılınabilir, fakat camide kılınması efdaldir. Ezan ve ikamet getirilmesi sünnet değildir. Namaza başlanacağı zaman, “Essalatü camiah” (Namaz, bir araya getiricidir) diye seslenilir.
 
Bayram namazının sünnetleri
Hacılar hariç, bayram namazının cemaatle kılınması.
Niyet edilip, tekbiret-ül-ihram getirildikten sonra iftitah duası (Veccehtü...) okunur. Sonra 7 tekbir getirilir. Her tekbir getirilişinde, eller omuzların hizasına kadar kaldırılır ve bağlanır.Hem imam hem de cemaat tekbirleri açıktan getirir. Her iki tekbir arasında, “Sübhanallahi vel-hamdü lillahi ve la ilahe illallahü vellahü ekber” (Allah bütün kusurlardan münezzehtir, hamd Allah’a mahsustur, Allah’tan başka ilah yoktur ve Allah en büyüktür) denir.
Fatihadan sonra, sure olarak “Sebbihisme Rabbikel-a’la” okunur. İkinci rekâte kalkıldıktan sonra, önce 5 tekbir getirilir. Birinci rekâtte olduğu gibi tekbirler getirilirken eller kaldırılır ve bağlanır ve her iki tekbir arasında yukarıdaki zikir okunur. Tekbirler ve Fatihadan sonra sure olarak “El-Gaşiye” okunur. İmam, kıraati açıktan okur.
 
Bayram hutbesi
Namazdan sonra iki hutbe okunması sünnettir. Bu hutbelerin rükünleri ve sünnetleri, Cuma hutbelerininki gibidir.
Bayram hutbesinin sünnetleri şöyledir; imam birinci hutbenin başın da 9, ikinci hutbenin başında da 7 tekbir getirir. İmam, Fıtır (Ramazan) bayramının hutbesinde sadaka-i fıtrin hükümlerini, Edha (Kurban) bayramının hutbesinde ise, kurbanın hükümlerini anlatır.
 
Bayram günü
Bayram günü namaza gitmeden önce gusletmelidir. Bunun vakti, gece yarısından başlar. Yapılmazsa namazdan sonra yapılmalıdır. Bayram günlerinde güzel koku sürünmek, namaza uzak yoldan gidip, kısa yoldan dönmek, en güzel elbiseleri giymek, Ramazan bayramı namazına gitmeden önce hurma yemek ve hurma sayısının tek olması. Kurban bayramında ise, bayram namazını kılıncaya kadar hiçbir şey yememek. Kurban bayramında, Arafe günü sabah namazından itibaren bayramın dördüncü günü ikindi namazına kadar farz ve nafile, her namazdan sonra tekbir getirmek. Tekbir şöyledir: “Allahü ekber, Allahü ekber, Allahü ekber la ilahe illallahü vallahü ekber Allahü ekber ve lillahil-hamd.” (Allah en büyüktür, Allah en büyüktür, Allah en büyüktür. Allah’tan başka ilah yoktur. Allah en büyüktür, Allah en büyüktür ve hamd Allah’a mahsustur.)