Savaşı doğrudan yaşayan bir çocuk için dünya artık öngörülebilir değildir. Yüksek sesler, ani kayıplar, yer değiştirmeler… Çocuğun sinir sistemi sürekli tetikte kalır. Beyin, hayatta kalma moduna geçer. Bu durum; irkilme, kabuslar, donakalma, öfke patlamaları, konuşmada gerileme ya da oyunda tekrar eden savaş temalarıyla kendini gösterebilir.
Travma yaşayan çocuk çoğu zaman “korktum” demez. Bedeni alarm verir. Davranışı değişir.
Ancak savaş yalnızca çatışma alanında yaşanmaz. Günümüzde savaş, ekranlar aracılığıyla evlerin içine kadar girer. Tekrarlayan görüntüler, sert başlıklar, yükselen ses tonları… Çocuk beyni bu görüntüleri gerçek bir tehdit olarak kaydedebilir. Çünkü özellikle küçük yaşlarda soyut mesafe algısı gelişmemiştir. “Uzakta” kavramı yetişkin için vardır; çocuk için değil.
Bu yüzden bazı çocuklar geceleri şunu düşünebilir:
“Bizim evimize de olur mu?”
“Aileme bir şey olur mu?”
“Burada güvende miyiz?”
Yetişkin için ihtimal olan şey, çocuk için gerçekleşebilir bir tehlikedir.
Yoğun savaş haberine maruz kalmak; güven duygusunu zedeler, ayrılık kaygısını artırır, uyku düzenini bozar ve bedensel belirtileri tetikleyebilir. Daha da önemlisi, çocuk dünyayı artık güvenli bir yer olarak kodlamayabilir.
Burada en belirleyici unsur, çocuğun çevresindeki yetişkindir. Çocuk, dünyayı önce anne-babasının yüzünden okur. Eğer yetişkin sürekli alarm halindeyse, çocuk tehdit algısını büyütür. Eğer yetişkin dengeli ve açıklayıcıysa, çocuk güven duygusunu koruyabilir.
Savaşın siyasi nedenlerini anlamaları gerekmez.
Ama güvende olduklarını hissetmeleri gerekir.
Belki de bugün en büyük sorumluluğumuz;
çocukların hafızasına korkunun görüntüsünü değil, güvenin sesini bırakmaktır.
Uzman Notu
Çocuğunuz savaş görüntülerine veya haberlerine ekrandan maruz kaldıysa, bu da kaygıyı tetikleyebilir. Onun yanında haberleri sürekli açık bırakmamak, ekran süresini sınırlamak ve yaşına uygun, kısa açıklamalar yapmak en etkili koruyucudur. Sakin ve güven verici bir tonla “Şu an güvendeyiz.” mesajını vermek, çocukların dünyasında korkuyu büyütmeden güveni destekler.