Göbeklitepe


Kitabın çıktığı yayınevinin sahibinin Urfalı AK Parti eski Milletvekili Faruk Bayrak olması da ayrı bir önem katıyor kitaba. Sayın Bayrak’ı böylesine önemli bir kitabı Türkçe’ye çevirtip
 
Göbeklitepe meraklılarına sunduğu için kutlarım.
 
Kitabın kaynakça bölümünde yer alan isimlerin hep yabancı bilim adamları olması da biraz üzücü. Bunun sebebi de Göbeklitepe üzerine yazılan yazıların çoğunun yabancı kaynaklı olması sanırım.
 
Türk bilim adamlarının Göbeklitepe ile ilgili yazıları bir elin parmaklarını geçmezken emekli dinler tarihi profesörü olan Karl W. Luckert’in ilerleyen yaşına rağmen Şanlıurfa’ya gelip 12 bin yıl önce yaşamış insanların mekânı Göbeklitepe’yi gezmesi takdire şayan. Hayatta iken, Göbeklitepe’yi Luckert’e gezdiren Klaus Schmidt kitaptaki önsözünde, yazarın kitabındaki her yorumuna katılmadığını fakat bu tür yorumların Göbeklitepi’yi anlamak için önemli olduğuna vurgu yapıyor. Schmidt, “Göbeklitepe’deki T şeklindeki dikilitaşların anlamı konusundaki düşüncelerini tereddütsüz paylaşamadığımı gizleyemeyeceğim. Buzul çağına ait imgelerde olduğu üzere, Göbeklitepe’de de anıtların ötesine ulaşmamıza yardımcı olacak ipuçlarından yoksunuz. Günümüzde ve gelecekte birçok farklı yorum seçeneğinin izlenip ortaya çıkarılması gerektiği apaçıktır” diyor önsözünde…
 
Karl W. Luckert kitabında sadece Göbeklitepe’nin sembollerinin ne anlama geldiklerini, mimari yapıyı anlatmıyor; neolitik çağ insanının araç ve gereçlerini, yaşam eğilimlerini, gizemlerini, din anlayışlarını, avcı toplumunun davranış biçimlerini irdeleyerek bir insanlık tarihi çalışması sunuyor.
 
Uzun yıllar süren araştırmalarında etnolojik alanda rastladığı taş devri uygarlıkları, Göbeklitepe arkeolojisinin yorumu için kitabın yazarına birçok ipucu sağlamış görülüyor. Yazar kitabında; Göbeklitepe ve Aztek kültürleri arasındaki paralelliklere de işaret ediyor.
Yazar; “Göbeklitepe 12.000 ila 9500 yıl önce çakmaktaşı madencileri ve silah imal edenler tarafından maden artıkları ve moloz parçalarıyla inşa edilmiştir. Arkeologların bir gün, avcı-toplayıcı kültürünün iki bin yıllık arayışlarını simgeleyen yirmiden fazla megalitik “tapınak” içeren bir yapı bütününü gün yüzüne çıkartacağı, Profesör Klaus Schmidt’in Göbeklitepe’yi ilk olarak incelediği 1995’te bile akla hayale gelmezdi. Yeryüzünün ilk sanayicileri burada yirmiden fazla tapınak, ya da benim deyimimle, “avcılar ve çakmaktaşı yontucuları için ayrıcalıklı kült locaları” inşa ettiler. Bu insanlar, çakmaktaşı yumrusu madenciliği yapmak için buraya toplanmış avcılardı. Kuvarsit yumrularını parçalayıp yontarak kesici aletler ve silah uçları imal ettiler. Çakmaktaşı yumrularına ulaşmak için kireçtaşı katmanlarını kaldırıp kırdılar” diyor kitabında.
 
Yazar, 11 Ocak 2011’e kadar Göbeklitepe’den habersiz olduğunu, o tarihte Klaus Schmidt’in 2008’de yayınladığı kitabını gördüğünü anlatıyor kitabında. Yani Luckert’in “Göbeklitepe” kitabının temelleri 2011’de atılmış oluyor. Yazar, Göbeklitepe’yi ise 27 Eylül 2011 günü ziyaret etmiş. Ardından iki defa daha gitmiş Göbeklitepe’ye.
 
Sonuç olarak okunması gereken bir kitap. Emeği geçenleri kutlarım.