Şanlıurfa’da bugün 5.8 şiddetinde deprem meydana geldi. Depremin merkez üssü Karaköprü ilçesine bağlı Pınarbaşı Mahallesi oldu.
Deprem nedeniyle herhangi bir can kaybı yaşanmadı. Kırsaldaki bazı evlerde hasar meydana geldi. Kent genelinde 1 gün eğitim ara verildi.
Depremin ardından şehir merkezinde trafik yoğunluğu yaşandı. Panik yaşayan bazı vatandaşlar sokaklara çıktı.
Depremin ardından deprem profesörleri ve uzmanlar değerlendirmelerde bulundu.
Prof. Dr. Osman Bektaş:
URFA DEPREMİ TÜRKİYE’NİN DEPREM GERÇEĞİNİ HATIRLATTI!
Türkiye’de deprem tehlikesinin yalnızca KAF ve DAF gibi ana fay kuşaklarından ibaret olmadığını belirten Bektaş, 1996 Türkiye Deprem Bölgeleri Haritası’nın ülkeyi geniş deprem bölgelerine ayırdığını, 2018’de yürürlüğe giren yeni haritada ise “deprem bölgesi” kavramının kaldırıldığını ve yer ivmesinin esas alındığını ifade etti.
Bektaş, bu nedenle Trabzon ve Rize'de eskiye göre deprem tehlikesinin 2-3 kat arttığını belirterek, “Urfa M5,5 bize bir kez daha şunu hatırlattı: Türkiye’nin deprem tehlikesi, yalnızca büyük fayların üzerinde yaşayanların sorunu değildir.” dedi.
ŞANLIURFA’DA SİSMİSİTE GÜNEYE Mİ GÖÇÜYOR?
Kandilli’nin Şekil 4’ündeki M>4 depremlerin dağılımının dikkat çekici olduğunu belirten Bektaş, Atatürk Barajı–Bozova grabeni çevresindeki kuzeydeki deprem kümesinin güneyinde, bugün M5,5’lik deprem meydana geldiğini ifade etti.
Bu görünümün sismisitenin Şanlıurfa yönüne doğru ilerlediği olasılığını düşündürdüğünü belirten Bektaş, asıl sorunun bu aktivitenin barajın 1990’da su tutmasından önce ve sonra nasıl değiştiği olduğunu kaydetti.
“Baraj suyu bölge aktif faylarını tetikliyor mu? Bozova–Atatürk Barajı–Şanlıurfa hattı bu açıdan önemli bir doğal laboratuvar.” dedi.
Prof. Dr. Naci Görür
Şanlıurfa-Pınarbaşı-Urfa’da 5,8 deprem olduğunu belirten Görür, “Buralarda daha önce olacağını söylemiştim. Sebebi Şubat 2023 depremleri ve DAF’ın kırılması. Güneydoğu bindirme kuşağı ve Arap Levhası (Levha Kenarı) enerji biriktiriyor. Bölge DAF’a ve Bozova fayına A çok yakın. Geçmiş olsun” ifadelerini kullandı.
Prof. Dr. Şener Üşümezsoy
6 Şubat depremlerinde Doğu Anadolu Fay Sistemi üzerinde birden fazla fayın kırıldığını belirten Üşümezsoy, son sarsıntının ardından yeni ve büyük bir deprem yaşanıp yaşanmayacağına ilişkin soruları yanıtladı.
Üşümezsoy, bölgedeki son depremin ardından 6 Şubat büyüklüğünde yeni bir deprem ihtimalinin gündeme gelebileceğini belirterek Lice Fayı’na dikkat çekti.
“Burada bu deprem olunca ‘Acaba bir 6 Şubat depremi daha olur mu?’ diye bir fay da Lice’de var. Ama Lice Fayı bu faya yarı paralel biçimde” ifadelerini kullanan Üşümezsoy, fayların birbirleriyle olan geometrik ilişkilerinin önemli olduğunu söyledi.
BÖLGEDEKİ FAYLAR BİRBİRİNDEN FARKLI DOĞRULTUDA ÇALIŞIYOR
Üşümezsoy’a, özellikle Bozova ve çevresindeki faylarda 5,5-6’nın üzerinde bir deprem meydana gelip gelmeyeceği de soruldu.
Doğu Anadolu Fay Sistemi’nin Amanos Dağları’nın doğusundan başlayarak Antakya ve Kırıkhan üzerinden kuzeye uzanan yapısını anlatan Üşümezsoy, Arap plakasının hareketiyle bölgedeki fayların birbirinden farklı doğrultularda çalıştığını ifade etti.
Üşümezsoy, 6 Şubat’ta meydana gelen büyük depremlerin plaka sınırındaki ana faylarla ilişkili olduğunu belirterek, sonrasında yan kollar üzerindeki gerilimin aynı büyüklükte bir deprem üretmesini beklemediğini söyledi.
Üşümezsoy, bölgedeki ana hareketin önemli ölçüde boşaldığını belirterek yan faylara ilişkin şu değerlendirmede bulundu:
“Boşaldı. Bu, onun yan kollarındaki stres anlamında ana fay gibi büyük deprem yapmaz.”
Prof. Dr. Ahmet Ercan
Şanlıurfa’da M5,5 büyüklüğündeki depremin Urfa’ya yirmilik kilometre uzakta Bozova kırığı üzerinde oluştuğunu belirten Ercan, depremin orta büyüklükte olduğunu söyledi.
Ercan, Şanlıurfa’da yıkıcılığın M6,3 olduğunu belirterek, “Bu bir önce deprem değildir. Bozova kırığı bundan daha büyük bir deprem üretmesi beklenmez. Şanlıurfa’ya geçmiş olsun” dedi.
Prof. Dr. Hasan Sözbilir
AFAD Bilim Kurulu üyesi Prof. Dr. Hasan Sözbilir, Şanlıurfa'daki 5,4 büyüklüğündeki depremin uzun süredir suskun olan Bozova Fayı ile ilişkili olduğunu, bu fayın 7 büyüklüğüne varan deprem üretme potansiyeli taşıdığını söyledi.
Sözbilir, 2026'da güncellenen Diri Fay Haritası'nda 55 kilometre uzunluğunda tanımlanan fayın 7 büyüklüğünde deprem üretmesi halinde Atatürk Barajı üzerindeki olası etkisinin araştırılması gerektiğini vurguladı.
Dr. Ramazan Demirtaş
Dr. Ramazan Demirtaş, odak mekanizması çözümüne ilişkin değerlendirmesinde depremin muhtemelen sağ yönlü doğrultu atımlı bir faydan kaynaklandığını ifade etti.
Demirtaş ayrıca 2 Mart 2017 tarihinde söz konusu fayın kuzeybatı devamında 5,5 büyüklüğünde bir deprem meydana geldiğini hatırlattı.
“TÜRKİYE DİRİ FAY HARİTASI’NDA OLMAYAN BİR FAY”
Demirtaş’ın değerlendirmesinde dikkat çeken noktalardan biri de depremin konumu oldu.
Sarsıntının Bozova Fayı’nın yaklaşık 23 kilometre kuzey-kuzeydoğusunda, Türkiye Diri Fay Haritası’nda gösterilmeyen bir fay üzerinde gerçekleştiğini belirten Demirtaş, bölgedeki fay geometrisi ve segmentasyonuna ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Paylaşılan verilere göre AFAD, Karaköprü merkezli deprem için 7,39 kilometre derinlik bildirirken; Kandilli Rasathanesi Pınarbaşı-Şanlıurfa için 5,4 kilometre, USGS ve EMSC ise 10 kilometre derinlik verisi paylaştı.
BU FAYLAR NE KADAR BÜYÜKLÜKTE DEPREM ÜRETEBİLİR?
Dr. Ramazan Demirtaş, Bozova Fayı ile depremlere kaynaklık eden ve Türkiye Diri Fay Haritası’nda bulunmadığını belirttiği fayın çok parçalı bir yapıya sahip olduğunu kaydetti.
Fay geometrisi, segmentasyon ve deprem tehlike parametreleri üzerinden yaptığı değerlendirmede bu faylarda ortalama 5,5 büyüklüğünde depremlerin öngörülebileceğini belirten Demirtaş, maksimum büyüklüğün ise 5,5 ile 6,0 arasında olabileceğini ifade etti.
Demirtaş, bu değerlendirmesi doğrultusunda vatandaşların tedirgin olmasını gerektirecek bir durum görmediğini belirtti.
Prof. Dr. Okan Tüysüz
Prof. Dr. Okan Tüysüz, depremin 6 Şubat depremlerini oluşturan faylardan farklı bir fay üzerinde meydana geldiğini belirterek Bozova Fayı’na dikkat çekti.
Tüysüz, “Bozova fayı en azından 60-70 kilometrelik kısmı aktif olan ve geçmişte de deprem üretmiş. Bir bütün olarak düşünüldüğünde oldukça daha uzun 100 kilometrenin üzerine çıkan bir fay sistemi. Tabii böyle bir fayın büyük bir deprem yaratması beklenir. Bunun bugün ya da yarın olacağı anlamına gelmez.” ifadelerini kullandı.
Tüysüz, mevcut depremin öncü olduğunu düşünmediğini ve daha büyük bir deprem beklentisi içinde olmadığını söyledi.
Prof. Dr. Ali Koçak
ŞANLIURFA’DA DEPREM ENDİŞESİ: “ZEMİN BÜYÜTMESİ VE SIVILAŞMA RİSKİ VAR”
Deprem Uzmanı Prof. Dr. Ali Koçak, “Yüksekliği fazla bir deprem değil, yıkıcı nitelikte değil ama Türkiye’de 5’in üzerindeki her deprem maalesef bizi çok korkutuyor. Daha önce Maraş depreminde etkilenen bir bölge olduğu için de endişe oluşuyor. Şanlıurfa’nın yüksek kesimlerinde sert zeminler var. Fakat Birecik, Ceylanpınar, Harran Ovası ve nehirlerin bulunduğu alüvyon bölgelerde kayma dalgası hızı çok düşük. Bu nedenle şiddetli zemin büyütmeleri ve sıvılaşma riski yaşanıyor.” dedi.
Jeofizik Yüksek Mühendisi Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan
Şanlıurfa'daki 5,4 büyüklüğündeki deprem hakkında değerlendirmede bulunan Ercan, “Bana göre bu deprem artçı değil ama o depremin bindirmiş olduğu bir yük vardır, o yük açığa çıkmıştır. Şanlıurfalılar ve çevredekiler ‘Acaba bundan daha büyük deprem gelir mi?’ diye soruyorlardır. Bunun arkasından daha büyük deprem gelirse benim için şaşırtıcı olur, ben beklemiyorum.” ifadelerini kullandı.