Şanlıurfa, işte tam olarak o şehirlerden biridir. Burası sadece bir yerleşim yeri değil; insanlık tarihinin başladığı noktada atılan ilk adım, geçmişiyle geleceği aynı potada eriten kadim bir medeniyetin adıdır. Göbeklitepe’de gökyüzüne uzanan o ilk taşlar, sadece tarihin seyrini değiştirmedi; insanlığın bir arada yaşama iradesine de ilk ışığı yaktı. Urfa’yı özel kılan sadece binlerce yıllık tarihi değil; bu şehrin ruhunu bugün de yaşatan insanıdır. Bizim buralarda tarih, müzelerin tozlu raflarında duran eşyalardan ibaret değildir. Tarih; Balıklıgöl’ün huzurunda edilen dualarda, Harran’ın ilim geleneğinde, sıra gecelerindeki o yanık türkülerde, sofraya buyur edilen misafirin yüzündeki tebessümde ve komşusunun derdini kendi derdi bilen yüreklerde yaşamaya devam eder. Bizim kültürümüzde misafirperverlik bir gelenek değil, bir hayat biçimidir. Kapısını çaldığınız bir evde, sizin sadece misafir değil, "evin bereketi" olduğunuzu bilirsiniz. Bir lokmayı bölüşmenin, dara düşenin elinden tutmanın, büyüğe hürmet etmenin, küçüğe şefkat göstermenin o ince hukukunu çocukluğumuzda, dizimizin dibinde öğrendik. İşte Urfa’nın gerçek serveti budur. Modern hayatın hızı, teknolojinin getirdiği o baş döndürücü değişimler elbette şehrimizi de etkiliyor. Şanlıurfa bugün yeni bir dönemin eşiğinde; gelişen sanayisiyle, büyüyen ekonomisiyle, tarımıyla, turizmiyle ve hepsinden önemlisi o pırıl pırıl genç nüfusuyla büyük bir potansiyel barındırıyor. Ancak bu değişimi yaşarken, bizi biz yapan o değerleri korumalı; ortak aklımızı ve toplumsal dayanışmamızı daha da güçlendirmeliyiz. Mesleğim gereği hukukun, adalet arayışının ve şehrimizin dört bir yanındaki farklı kesimlerin dertlerini, beklentilerini yakından gözlemliyorum. Bu yüzden, bu köşede sadece geçmişe bakmayacağız. Bugünün meselelerini konuşacak, yarınına dair fikirüreteceğiz. Zaman gelecek hukuku, eğitimi, ticareti, sosyal hayatı; yani bizi ilgilendiren ne varsa birlikte değerlendireceğiz. Çünkü bir şehri sevmek, yalnızca onun güzelliklerini anlatmak değildir. Gerektiğinde eksikleri dile getirmek, çözüm aramak ve daha güzel bir gelecek için sorumluluk alabilmektir. Medya Urfa çatısı altında buluştuğumuz bu köşe, sadece benim kalemimden dökülenler olmayacak. Sizin görüşleriniz, eleştirileriniz ve önerileriniz de bu yazıları zenginleştirecek. İnanıyorum ki dertleşerek, dinleyerek ve birbirimizi anlayarak şehrimize çok daha fazla katkı sunabiliriz. Kalemimi; bu topraklara duyduğum vefa, hemşehrilerime olan sevdam ve memleketime karşı hissettiğim sorumlulukla elime alıyorum. Urfa’nın hikâyesi, yalnızca geçmişte yazılmış bir destan değildir; her gün yeniden yazılan canlı bir hayatın adıdır. Bu köşede bazen dertleşecek, bazen eleştirecek, bazen de hep birlikte gururlanacağız. Ancak her satırda ortak bir amacımız olacak: Bu kadim şehre karşı olan sorumluluğumuzu hatırlamak ve ona hak ettiği değeri hep birlikte kazandırmak. Çünkü bir şehrin gerçek zenginliği, yalnızca tarihi eserlerinde değil; birbirine içtenlikle selam veren insanlarının gönlündedir. Urfa’nın hikâyesi devam ediyor. Ve bu köşede, o hikâyeyi hep birlikte yazacağız.