Bir çocuğu sabah okula gönderirken hiçbir anne babanın aklından geçmemesi gereken bir soru vardır:

“Çocuğum bugün eve sağ salim dönecek mi?”

Ne yazık ki son dönemde yaşanan okul saldırıları, bu soruyu toplum olarak yeniden düşünmemize neden oluyor.

Şanlıurfa'nın Siverek ilçesinde bir okulda yaşanan silahlı saldırıda çok sayıda öğrenci, öğretmen ve polis yaralandı. Ardından farklı illerde benzer olaylar yaşandı. Son olarak Manisa'nın Turgutlu ilçesinde, öğrencilerin okula gittiği sırada okul yakınında gerçekleştirilen silahlı saldırıda 11 öğrenci yaralandı.

Her olaydan sonra aynı soruları soruyoruz:

“Kim yaptı? Neden yaptı? Kim sorumlu?”

Elbette suç işleyenler hakkında gerekli adli süreçler yürütülmeli, varsa ihmaller ortaya çıkarılmalı ve sorumlular hukuk önünde hesap vermelidir.

Ancak asıl meselemiz, olay olduktan sonra sorumlu aramak değil; olay gerçekleşmeden önce çocuklarımızı koruyabilmek olmalı.

Okul güvenliği yalnızca kapıda bekleyen güvenlik görevlisi veya kameralarla sağlanamaz.

Akran zorbalığına zamanında müdahale edilmeli, öğrencilerdeki tehlikeli değişimler fark edilmeli, aileler ve öğretmenler arasındaki iletişim güçlendirilmeli, silahların çocukların ulaşamayacağı şekilde muhafaza edilmesi konusunda gerekli tedbirler alınmalıdır.

Çünkü hukuk da güvenlik de yalnızca olaydan sonra devreye giren mekanizmalar değildir. Asıl amaç, insan hayatını koruyacak tedbirleri zamanında almaktır.

Bir çocuğun yardım çağrısını zamanında duymak, bazen bir trajedinin yaşanmasını engelleyebilir.

Çocuklarımız okula giderken sınavlarını, arkadaşlarını, öğretmenlerini ve geleceklerini düşünmeli.

Korkuyu değil.

Hiçbir anne baba çocuğunu okul kapısında uğurlarken “Ya bugün bir şey olursa?” diye düşünmemeli.

Çünkü okul, korkunun değil; güvenin, eğitimin ve umudun adresi olmalıdır.

Okul zili korkunun değil, umudun sesi olmalı.