Şanlıurfa’da son zamanlarda artan intihar vakaları hepimizi derinden sarsıyor. Bu haberlerin her biri aslında bir hayatın sona ermesi değil; bir bireyin görünmez psikolojik acısının dışavurumudur.
Bir psikolog olarak söylemek isterim ki; intihar ani bir eylem değil, genellikle uzun süreli duygusal ve bilişsel sıkıntıların birikimiyle ortaya çıkan bir davranıştır. Major Depresif Bozukluk (MDB), yüksek umutsuzluk düzeyi, sosyal izolasyon, travmatik yaşam olayları ve değersizlik düşünceleri risk faktörlerinin başında gelir.
Evde “iyiyim” diyen genç…
Sınıfta “sorun yok” diyen öğrenci…
İş yerinde “idare ediyoruz” diyen baba…
Belki de içten içe şunu fısıldıyordu: “Lütfen beni duyun.”
Birçok kişi yaşadığı psikolojik sıkıntıyı dile getiremiyor. Bunun en önemli nedenlerinden biri toplumumuzda hâlâ yaygın olan “psikoloğa gitmek zayıflıktır” algısıdır. Oysa bu durum, psikolojide psikolojik yardım arama davranışı ile ilişkilidir ve düşük olması, kişinin erken müdahaleye erişimini zorlaştırır.
Önemli bir nokta da şudur:
Ruhsal dayanıklılık (rezilyans) bireyden bireye değişir ve sosyal destek bunu artıran güçlü bir faktördür. Geleneksel olarak sahip olduğumuz aile bağları, komşuluk ilişkileri ve dayanışma kültürü aslında koruyucu bir psikolojik kalkan olabilir. Ne yazık ki modern yaşamın stresi, ekonomik sıkıntılar ve yalnızlaşma bu kalkanı zayıflatıyor.
Bu nedenle, toplumsal düzeyde atılması gereken adımlar vardır:
• Ruh sağlığı hizmetlerinin erişilebilirliğini artırmak,
• Okullarda, üniversitelerde ve iş yerlerinde psikososyal destek mekanizmalarını güçlendirmek,
• Riskli bireyleri erken dönemde fark edecek tarama ve müdahale programları uygulamak,
• Yardım istemeyi normalleştirmek.
Şunu özellikle vurgulamak isterim:
İntihar önlenebilir bir halk sağlığı problemidir.
Eğer bir birey yaşadığı umutsuzluk duygusunu paylaşabilirse, bir kez bile “yanındayım” diyen bir sese ulaşabilirse risk büyük oranda azalır.
Şanlıurfa’da büyüyen gençlerimiz güçlüdür, umutludur. Ancak en güçlü insan bile zaman zaman desteğe ihtiyaç duyar. Yardım istemek bir zayıflık değil, aksine bir öz-farkındalık ve cesaret göstergesidir.
Her kayıp, bizi “neyi daha iyi yapabilirdik?” sorusuna götürmeli.
Belki de bazen bir insanın yaşama tutunması için dev bir çözüm gerekmiyor:
Sadece yargılamadan dinleyen bir kulak ve samimi bir “yanındayım” cümlesi yeterlidir.
Bu yazı farkındalık amacı taşımaktadır. İntihar düşüncesi olan bireylerin mutlaka profesyonel ruh sağlığı uzmanlarından yardım alması gerekmektedir.